DÜNYA TESELLİSİ
Dünya hayatında hakiki bir lezzet var mıdır? Lezzet zannedilen şeyler sıkıntı ve elemden kurtuluş değil midir? Mesela, yemekten alınan lezzet, açlık eleminden kurtuluştur. Giyimden alınan lezzet, sıcak ve soğuk gibi elemlerden kurtuluştur.
Dünyada insanın hali ya elem veya bir elemden kurtularak diğerine geçmekten ibarettir.
Hikmet sahibi yaratıcının maksadı kullarının elem çekmesi ise, bu, rahmete uygun değildir. Yok, eğer maksadı ne elem çekmesi ne de lezzet alması olsaydı, onu yoklukta bırakıp yaratmaması bu maksadın gerçekleşmesine yeterli gelirdi.
Görüyoruz ki, Allah insanı dünyada sıkıntı, meşakkat ve dert içinde yaşatmaktadır. O halde bu dünya yurdundan başka bir yaşam olmalı ki, orası mutluluk, lezzet ve ikram yurdu olsun. İşte sürüp giden bu kederli hayatın devamı sonsuz bir ahiret hayatıdır. Ve ahretin sonsuzluğu içerisinde yaşanan cennettir, hakiki lezzetlerin vatanı.
Dünya bir meşakkat diyarıdır. Burası, keyif alınsın, mutluluk içerisinde yaşansın diye değil, insanlığa hizmet ve Rabbe ibadet için yaratılmıştır. Özünde zorluklar ve acılara elverişli olan dünya hayatını mükafat ve mutluluk yeri olarak görürsek, dünyanın yaratılış hikmetine aykırı davranmış oluruz.
Dünyaya cennete ait görevler yüklemeye başlarsak, aradığımızı bulamaz ve eninde sonunda hayal kırıklığı ve hatta yıkım yaşarız.
Dünyadan çok şey beklemeyelim çünkü onun yapabilecekleri bu kadar.
Samuel Beckett'in dediği gibi;
"Dünyadasın. Bunun tedavisi yok. "
Dünyanın insan mutluluğunu karşılayamayacak bir yer olduğu, doğu ve batının ortak düşüncelerinden biridir.
Bu gerçeğin bir örneğini Schopenhauer'un dünyasından verelim:
'' Doğuştan getirdiğimiz bir kusur var: Hepimiz mutlu olmak için dünyaya geldiğimize