Yazmadım seni daha,
Sevmeye ayırdım tüm zamanları,
Yazmaya bu yüzden vaktim olmadı.
Ben, düşünmeye başlayınca seni
Ki bu bir önceki düşünmenin sonundan çok öncedir
İnan ki dağlar, taşlar, inan ki bulutlar, yağmur ve kar
Toprakla su ve gökyüzü, güneş, ay ve yıldızlar
Onlar da benimle birlikte.
Ve onlar da benim kadar seni düşünürler...
Benim kadar diyemem ama,
Yemin ederim, onlar da seni özler.
Hep dalgınım bu günlerde
Saati cezveye koyup yumurta tutuyorum,
Bir gün takvime bakmasam yılı unutuyorum.
Aklım başıma gelmiyor, başıma çarpmadan dallar
Yolda yürürken dalıp dalıp gidiyorum.
Nisan'a kaç var diyorum saati sorarken.
Hiç böyle olmamıştım.
Bilenlere sordum; "aşk bu dediler..."
Birinci Dünya Savaşı'nın en büyük özelliüi o vakte kadar
imparatorlukların kozmopolit yapısı içinde hayatlarını sürdüren etnik grupların aslına dönmeleridir. Her gün Avusturya-Macaristan ordusundan birtakım Slovakların, Çeklerin, Hırvatların Rus ordusuna iltihak ettikleri, Rus ordularındaki Müslümanların kitleler halinde teslim oldukları, bunların Türk ordularına katıldıkları, hatta ve hatta Avusturya'da bunlar için daha konforlu bir esir kampı bile ihdas edildiği bilinen gerçeklerdendir.