Sarayda olsak bana çok güzel bir kahve ikram edeceğini söyledi ama burada imkanımız yok kusura bakmayın dedi. Tuttuğu sigarayı yine almadım. Kendisini beğendirmeye çalışır bir hali vardı. İmparatorluğu ne kadar iyi yönettiğinden, ne kadar merhametli olduğundan falan söz etti... Komik. Ermeni vatandaşlarımızı bile katletmediğini öne sürdü. Kendisine suiakast düzenleyenleri affettiğini anlattı. Burada benim de biraz kafam karıştı doğrusu. Ne yalan söyleyeyim, karıştı çünkü gerçekten affetmişti değil mi?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Osmanlı'da Müslüman tebaanın ticaret yapmadığı şeklindeki argümanın hiçbir temeli yoktur. Sürekli fakirliği ve dünyadan kopmayı öven Hıristiyanlığın aksine İslam'ın tam bir ticaret dini olduğunu Üçüncü Bölüm'de belirtmiştik; Peygamber Efendimizin bizzat ticaret yaptığını, Hicri takvimin tarım toplumlarındaki gibi güneş değil, ay üzerine kurulduğunu ve İslam'da mistisizmin bile Hıristiyanlıktakinin aksine dünyadan tam anlamıyla kopma anlamına gelmediğini bir kez daha hatırlatalım. Dinimiz dünyevi faaliyetleri ve ticareti öven bir dindir, yayıldığı topraklar da ticaret yollarının üstündedir.
Patates deyip geçmeyin, Rusya'yı bir dünya gücü yapan bu karbonhidrat zengini bitkidir; yokluğunda neler olabileceğini en iyi İrlandalılar bilir! Lamadan büyük binek hayvanı olmayan Amerika da atla tanışmasını bu Kolomb Mübadelesi'ne borçluydu. Eski Dünya'dan Yeni Dünya'ya gelen hayvanlar eşek, inek, kedi, tavuk, keçi, kaz, tavşan, domuz, bal arısı ve manda gibi kritik önemi haiz olanlardan oluşurken; tam tersi yönde göç edenler, hindi, papağan, Moskova ördeği ve Alpakadan oluşan daha mütevazı bir liste yaratmaktaydı.
Osmanlı toplumundaki okuma oranlarıyla ilgili net rakamlara sahip değiliz; ancak, nüfusunu bile doğru düzgün hesaplayamadığımız bir toplumla ilgili veri eksikliğine çok da hayret etmemek gerek.