Victor Hugo'nun bize göndermek istediği o çaresizlik ve hüzün rüzgarlarını hissetmemek elde değil. Suçlunun portresini okuduğumuz bu romanda, çoğu okur gibi düşünmediğim bazı kısımlar var: Romandaki suçlu ne kadar aciz ve çaresiz bir şekilde aktarılsada bu kişinin bir seri katil olduğunu unutmamak lazım. Evet, idam gerçekten ağır bir ceza. Fakat dönemin hukukuna göre bu suçlu bu cezayı hak ediyor. Her neyse bizim odaklanmamız gereken bu kısım değil zaten ama belirtmek istedim. Kitap çok güzel bir şekilde aktı. Bayram yüzünden biraz geç bitirdiğim bir kitap ama ben de iz bıraktı diyebilirim.
"Etrafımdaki her şey hapishane; hapishaneyi hem insan hem de parmaklık ya da sürgü olarak görüyorum. Bu duvar taştan bir hapishane, bu kapı tahtadan bir hapishane, bu zindancılar insan kılığına girmiş bir hapishane."
"Tanrılar için üzülenlere: Tanrı kalıyor, denebilir. Krallar için üzülenlere: Vatan kalıyor, denebilir. Cellat için üzülenlere söylenecek bir şey yok."
Felsefe'ye giriş yapmak istiyorsanız buna Platon'un Devlet'i ile başlamanızı öneririm. Kitapta, Platon'un hocası olan Sokrates'in diğer felsefeciler ile yaptığı tartışmaları okuyoruz. Açıkçası bu kitabı okumak biraz sıkıcı geldi. Sokrates'in toplum içinde kadınlar ve çocuklar hakkında fikirlerini ne kadar benimsemesemde genel olarak fikirlerimiz aynıydı. Genel olarak deja vu yaşadığımı da itiraf etmem lazım :) DevletPlaton (Eflatun)