Merhaba arkadaşlar. Ve elveda... Son Stephen King kitabını da bu vesileyle geride bırakmış olduk. Zaman bir şekilde geçiyor öyle değil mi? Yazarı okumak ne kadar mutlu ediyorsa bir süre sonra okunacak kitabı kalmayacağını bilmek de o kadar üzüyor. Bazen hiç bitmese kitapları diyorum ama bu saçma bir hayal tabi biliyorum. Kurduğumuz kaç hayal gerçek oldu onun da farkındayım o yüzden çok da uzatmıyorum. Mutlu bir cumartesi ve pazar diliyorum hepimize sadece.
Kitap ise hep daha evvel okuduğum bir hikaye gibi geldi gözüme. Dile kolay yazarın tam 77 kitabını geride bırakmış olduk. Hal böyle olunca tanıdık gelmesi kadar normal bir durum yok bence. Konusu ise eşcinsel olan insanlara yaklaşım odaklı oluşturulmuş. Şimdi arada fark olan şöyle bir fikrimi belirteyim. Eşcinseller ölsün, yerlerde sürünsün gibi düşünmedim, düşünmüyorum çünkü beni ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren bir durum yok bu alanda. Nasıl yaşamak istiyorlarsa öyle yaşasınlar. Daha evvel de benzer şekilde fikrimi belirtmiştim. Ben bir kedi kostümü giyer ve kediyim diye konuşursam büyük ihtimalle uzun süre akıl hastanesine yatırılırım. Hayatında bir kere bile çocuk doğurmamış, sancısını çekmemiş, her ay regl olup kıvranmamış birinin çıkıp ben kadınım demesi her şeyden öte kadınlara hakarettir. Kadınlar kendilerine bu hakareti kaldırabiliyorsa bu onların sorunudur. Ben bunu kabul etmiyorum ve etmeyeceğim. Başkası başka şekilde düşünüp kabul edebilir. O da onun düşüncesidir, saygı duyarız ama uzak dururuz.
Diğer yandan bu eşcinsel hadi buna saldıralım, bunu öteleyelim, bunu ayrıştıralım düşüncesinde de değilim. Bir insan belirli bir fikirdedir, onunla fikirlerim uyuşmuyorsa kendisinden uzak dururum. Ne ona ne de kendime zarar vermem. Bunu fiziksel olarak bir şiddete geçirmek ise tam manasıyla aptalca bir mantık.