Moby Dick Ya Da Balina
9/10
·844 syf.··
2026 11. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 00:09
Kitabın ilk 100 ve son 100 sayfasına BAYILDIMMMM. Kitabın sonunu hiç böyle tahmin edememiştim. Yabancı gemilerin hikayelerini de çok beğendim. Bu hikayeler beni kitaba bağladı. Kitap balina hakkında herşeyi o döneme dayalı bilgilerle anlatmış. Bildiğiniz balinanin fiziksel özelliklerini, kemiklerini, yağ dokularını, derisini ve daha fazlasını. Balinalar çeşitleri nasıl gözuktukleri ve bilmediğiniz birçok bilgi. Normalde 800 sayfalık bilgiye dayalı bir kitap okumak beni sıkar ama yazar bu bilgiyi romanla özdeşleştirerek çok güzel bir eser yaratmış. 300. Sayfalarda sıkıldım ama devam ettikçe akıyor. Bir çok bilgi öğrendim balina ve balina avcılığı ilgili. Bu kitabı okumaktan korkmayın ilk 150 sayfası o kadar eğlenceliki.. En sevdiğim karakter bir yamyam hdjdhdj. Ana karakter olan İsmail den daha çok kendini bana sevdirdi. Kitapta din ile alakalıda bir çok metin var ama genelde Yunus Peygamber le alakalı bilgiler. Bu kitapta Türk ve Osmanlı'nın mecazi veya gerçekçi benzetmeler sunmasi hoşuma gitmedi değil. Seni seviyorum QUEEQUEG
Duygu ve Düşünce
Moby Dick Ya Da BalinaHerman Melville · İş Bankası Kültür Yayınları · 20227,3bin okunma
Spoiler vardır.
10/10
·624 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2026 00:28
Gelelim benim favori yazarıma. Ne yazsa alır okurum. Bu zamana kadar çıkan tüm kitaplarını okudum. En sevdiğim yazarlardan bir tanesi. Benim için yeri apayrıdır. Vaveyla Şira Eşiği kitabını ben bayadır dört gözle bekliyordum. Çünkü ikinci kitabından sonra baya beklediğimiz için aşırı heyecanla kendisi bekliyordum. Vaveyla 3-4 aynı anda satışa açıldı. Direk ikisini aldım. 2 günde iki kitabı yedim ve bittirdim. Ben bu kitapta neredeyse değil çoğu sayfayı post it attım. Pişman mıyım hayır aklım hala post it koyamadığım sayfalarda. Yazarımızdan bir seriye daha veda ettim. Geldik artık bir serimizin de sonuna. Ben bu serinin vedasına hazır değilim. Çünkü tüm karakterle bağ kurduğum için bu veda beni çok üzecekti. Kitapta İhtilal’de olan karakterleri görmek olaydı. Binnur bir serisine daha veda ediyorum. Ben bu kitapta çok ağladım. Kitabın son 100 sayfasında o kadar çok ağladım ki. Ben bu kadar ağlamayı beklemiyordum. Ağlamaktan içim çıktı. Ben kitabın kapağını ağlayarak kapattım. Şu an da hattırladıkça ağlamak istiyorum. Kitabımız sonunda ki mektuplar benim içimden geçti. BUNDAN SONRA SPOİLER VARDIR… Evet ana karakterlerimiz mutlu ( üçüncü kitapta evlendiler.) onlarla birlikte bende mutlu oldum. Kardelenimizin katili üçüncü kitapta ortaya çıkmıştı. Ama artık bu katilinden alınması gereken bir misilleme vardı. Kartal öyle bir misilleme yapıyor ki. Hayran kaldım. Ben bu kitapta en çok Tuğrul karakterine güldüm. Hatta bazı yerlerinde kahkaha bile attım. Ne kadar oraya gelmek istemsem de bir yerden sonra oraya gelmek zorundayım. Yunus Emre benim kitapta sevdiğim karakterlerden. Yunus Emre çok seviyordum. O da Leylayı çok güzel seviyordu. Yunus Emre sevdiği kadını kaybetmesine rağmen ona olan aşkı bitmiyor. Leyla’sını o kadar güzel seviyor ki ( önünde saygıyla eğilmek
Vaveyla 4 - Şira EşiğiBinnur Şafak Nigiz · Dokuz Yayınları · 2025130 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·424 syf.·
2026 11. kitabı
Kitapta Kırklar dağı adı geçtikçe çok sevdiğim türkü Suzan Suzi'nin hikayesini de düşünmeden edemedim. Ne kadar çok insanın, hepimizin insan oluşunu unutup farklı dinden, farklı mezhepten, farklı dilden diye bunun gibi bir çok nedenden zarar gördüğünü düşünüp durdum. Nihayetinde insandık, bugün varsak yarın yoktuk ve aslında hiçbir şeye sahip değilken neyin kavgasını etmiştik. Nasıl bir hırs bürümüştü insanların gözlerini ve nasıl inanmıştık yok ederek var olacağımıza. 2025 Yunus Nadi Roman ödülünü alan yazarla ilk kez bu romanda tanıştım ve yakında kulübümüzün yazar buluşması ile bire bir tanışmak için sabırsızlanıyorum. Kitap 420 sayfa olmasına rağmen bir çırpıda bitirdim ve çok beğendim. Son 100 sayfada öyle heyecan, öyle korku, öyle bir yıkılış anlatmış ki sanki ben yaşadım ve uzun zamandır bu kadar kendimi verdiğim bir kitap olmamıştı. 1914 yılı ve babasını kaybeden Sinan İttihatçıların yetiştirmesiyle hakim olmuş ve şimdi onların isteğiyle Diyarbekir'e gitmek durumunda kalmış. Bu sırada Diyarbekir'de Mecit ağa ve onun üç oğlu çok farklı düşüncelerde ve çatışma halinde yaşıyor ve üç oğul tutuklanıyor. Adis ise gözleri önünde Ermeni olan anne, baba  ve  dedesinin ölümüne şahit oluyor ve kız kardeşi ile kuzenini güvenli olan, dedesinin arkadaşına bırakıyor ve tehlikenin geçtiğini düşünüp onları almaya gidiyor. Bu farklı hayatların ve insanların yolları öyle bir kesişiyor, romanın bölümleri öyle bir akıyor ki kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Aşiretler, baskınlar, tehcir belirtileri, ölmenin ve öldürmenin olağanlaşması inanılmaz bir şekilde kaleme alınmış. Yazarın üslubu, karakterlerin gerçekliği, betimlemelerle kendinizi orda hissetmeniz kesinlikle ödülü hak etmiş dedirtiyor. Kesinlikle tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
Meryem’in ÇiçekleriAbdullah Ataşçı · Everest Yayınları · 2024124 okunma
Yunuslara Ağıt
7/10
·208 syf.··
2025 34. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2025 22:53
İtiraf etmeliyim ki Deli İbram Divanı’nın ilk sayfalarını okurken içim çekilerek ilerledim. 100. sayfaya kadar hem bırakmak istedim hem de yazarın diline hayran kaldım. Ancak bir noktadan sonra metin beni içine çekti, kalan bölümleri bir metrobüs yolculuğunda soluksuz okudum. Roman; çocukluğunu yaşayamadan büyüyen, sözünün arkasında durmaya çalışan, kendi doğrularıyla dünyaya kafa tutan bir karakterin, Osman’ın hikâyesi üzerinden ilerliyor. İçimizden sessizce sövüp saydığımız ama karşısına dikilmeye cesaret edemediğimiz her şeyin karşısına dikilen Osman, bir anlamda toplumun bastırılmış vicdanını temsil ediyor. Yazar, denizcilik kültürünü ve deniz emekçilerinin dünyasını çok iyi tanıyor. Roman boyunca kullanılan denizcilik terimleri, tekneler, ağlar, dalyanlar yalnızca bir dekor değil; insanın doğayla, emekle ve vicdanla kurduğu karmaşık ilişkinin sembolüne dönüşüyor. Kursağına lokma giremeyen insanların çaresizlikle verdikleri yanlış kararlar, ardından gelen pişmanlıklar ve kötülükle kurdukları bağ, güçlü bir anlatımla veriliyor. Kitap yalnızca bir balıkçı köyünün hikâyesi değil; kapitalist sömürü düzenine, yolsuzluklara, dinin çıkar uğruna araçsallaştırılmasına, doğanın ve hayvanların hunharca katledilmesine yönelik sert bir eleştiri. Özellikle yunus avı üzerinden hem insanın çıkarcılığı hem de doğanın sistemli şekilde talan edilmesi çarpıcı bir biçimde anlatılıyor. Balıkçıların, Demirci Asım’ın ve Deli İbram’ın yunus katliamına karşı çıkışı, yalnızca “balığı koruma” içgüdüsüyle değil, insanın içindeki son vicdan kırıntısıyla ilgilidir. Romanın merkezinde şu çarpıcı düşünce yankılanıyor: “Vahşet, uygarlaşmamış bir şiddet biçimi değildir. İnsan, uygarlaştıkça vahşileşir.” Deli İbram Divanı, insanın kendini “medeniyet” adı altında nasıl meşrulaştırdığını, doğayı,
Deli İbram DivanıAhmet Büke · Can Yayınları · 20212,855 okunma
Kendi dilini yaratan roman faciası
4/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2025 09:15
Çerezlik bir dönem romanı. Biraz aşk, biraz ihanet üstüne dönemin siyasi olaylarından sos ile servis edilmiş. İşin garip tarafı arka kapağında “Bu romanı benzersiz kılan, kendi dilini yaratmış olması yanında yakın tarihimizin gölgede kalmış pek çok olayına ışık tutarken kurmacayı müthiş bir ustalıkla gerçeklerle yoğurmuş olması.” deniyor. Madem böyle iddialı ve döneme dair bir şey yazacaksınız illa birilerinden görüş almanız gerektiğini bir kere daha ortaya koyuyor bu kitap. Kitabın oluşturduğu yazım hataları ve kurgu hataları için Adam Sanat'a bakacak olursak; Romanın en önemli karakterlerinden, Haliç kıyısındaki bir Rufaî tekkesinin şeyhi olan Yusuf Efendi ve Rufaîlikle ilgili olarak anlatılanları ele almakla başlayalım. Tekkede ayin icra edilen mekânın adı bazen “divanhane” (s.12), bazen de “zikir salonu”dur (s.100). Gerçekte ikisi de değildir. Bütün esma tarikatlarında, yani temel ritüeli zikir, yani Allahın adının tekrarlanması olan tarikatlarda olduğu gibi tevhidhanedir. Divanhane terimi yalnızca yalı, konak gibi büyük konutların selâmlık bölümlerindeki misafirlerin kabul edildiği en büyük oda için kullanılır. “Zikir salonu” hakkında fazla söze gerek yok. Tarikatlar konusuna yabancı biri bile bu topraklardaki kökleri Selçuklu dönemine giden dinî bir kavramın salon gibi o devirde Türkçedeki geçmişi 50 yılı bulmayan Frenkçe bir kelimeyle anılamayacağını tahmin edebilir. Şeyhin “siyah bir külâhı” vardır (s.12). Bir Rufaî şeyhinin başlığı asla bir külâh olamaz. Bir Rufaî şeyhinin başında üst kısmı içi pamuk doldurularak takviye edilmiş bir takke (ki buna Rufaî tâcı denir) vardır. Bunun üzerine de siyah sarık (destar) sarılmıştır. Tarikat terminolojisinde başlığın tamamına da “tac” denir. İllâ başlığa günlük dilde bir karşılık bulunmak isteniyorsa sarık denmelidir;
Kılıç Yarası GibiAhmet Altan · Everest Yayınları · 20252,816 okunma
Esir Şehrin Kokuşmuş Zihniyetiyle Savaş
9/10
·342 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
Bana Osmanlı’nın son dönemlerini anlamam için Kemâl Tahir okumam söylenmişti. Gerçekten de okudukça içine gömüldüm, gömüldükçe içinde kayboldum. Bu olay örtüsünde yazar; düşünün ki, işgal kuvvetleri Afyonkarahisar ve çevresine konuşlanmış, Gazi paşa onları yurttan ebediyen atma planları yaparken, Zannediyor musunuz ki? Anavatan hınca hınç can kıraç olmuş tek parça milli mücadeleye destek versin..’ in acı cevabını vermiştir. Payitahtaki yolsuzlaşmış insanları, işgal kuvvetlerinden çıkar sağlayanları, onları yücelten yazılar yazan gazetecileri, işim görülsüncüleri, kervanım yürüsün de gerisi vatan yansın umrumda değilcileri bunların yanı sıra Anadoluda harekâta kalkmış Mustafa Kemal paşayı alaşağı etmeye çalışan kokuşmuş sistem insanlarını, Gazi paşa tutuklansın işimiz daha iyi olacak haberleriyle insanları kandıranları, ona yardım edecekleri yerine köstek olanları, tüm bu pisleşmiş insanlara karşılık Anadoluda aydınlanlaya başlamış aydın kesiminin yalnızlığını, Milli mücadeleye destek veren insanların nasıl yalnız bırakıldığını, ötekileştiğini mükemmel bir şekilde anlatmış KEMAL TAHİR. Mustafa Kemal paşamın sadece düşman askeriyle değil bunlarla da savaştığını ve galip geldiğini gözler önüne sermiş. Ne büyüksün ATAM. GURUR DUYUYORUM.. Son cümlelerimde ise, o zamanın kokuşmuş zihniyetinin hala 100 yıldır devam ettiğini, bu kokuşmuş, yolsuz insanlardan kurtulduğumuzda daha aydın bir ülke olacağımızı düşünüyorum. Okuyun çocuklar, gelişin, entellektüel seviyemiz bu toprakları üst seviyelere taşıyacaktır… YUNUS EMRE AKSU
Esir Şehrin MahpusuKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20205,4bin okunma