Çok melankolik bir kitap okudum. “Kelimelerin iyi geldiği, yarım kalmış insanlarız biz” sözüyle örtüşen bir kitap. Kitap, iki karakterin (Umut ve Sanem’in) ağzından anlatılıyor. İki yarım kalmış insan.
İlk olarak Umut’un hikayesini okuyunca daha çok bütünleştim diyebilirim. Umut’un hayatını etkileyecek olay, babası ve annesi kitaba direkt etki eden olaylar. Sanem’in ise ailesiyle, küçüklüğüyle, hep ailesi tarafından görmezden gelindiği kısımları okumak ilgimi çekti diyebilirim. Sanem nereye giderse gitsin, hep boşlukta olduğu hissi tamamen hissediliyor.
Çok melankolik bir kitap olduğu için bu hissiyatla boğulacağını hissedenler okumamalı bence. Yarım bırakması kaçınılmaz olacak çünkü. Derin ve melankoli bir anlatım sevenler, kelimelerin iyi geldiğini hissedenler beğenecek bence. Ben o sebeble beğendim:)
Günler büyük bir hızla akıp gidiyor. Sabah oluyor, ne zaman olduğunu anlamadan akşam oluyor. Hayatı kaçırıyor değilim, kaçıracak bir hayat yok, sadece bire geliyor niye gidiyor bu günler onu bilmiyorum.
Kayboluyor her şey.