Kişinin hoşuna gidecek, onu rahatsız etmeyecek, onu uyandırmayacak bir kaval, bir düdük sesi olmalıydı söz. Bu sözün ne dediği duyulmamalı, anlaşılmamalı, nağmesi kişinin kendi kendine kaldığında hep ıslıkla çaldığı olmalıydı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dün memnun olmadığı işi bugün yaparken dün kadar müteessir olmamak, bir sonraki ya da sonraki gün aldırmamak, daha sonra işi ve kendini ayırmak, dahası memnuniyete yaklaşmaktı.

… trendeymiş ve müthiş yorgunmuş ve geçtiği en kötü kulübenin, barakanın bile yatağına, serili çarşafına, durgun zamanına bir hasret ve uzanma isteği içini kavuruyordu. 
Aziz zaten dünyada en çok insan yüzünden korkardı, sözünden dayağından, sövmesinden değil. Bu değişen yüzler, hemen arkasından değişen sözleri de getiriyordu çünkü. Ve bunlar hep acı şeyler oluyordu, hazin değil, acı sadece.
Bir müddet akla gelmez sözler söyler suçlar, eski yeni ne varsa ortaya döker, etrafı kan revan içinde ve mahvolmuş bırakır, yavaş yavaş kalkan karanlık ile de hiçbir şey olmamışa dönerdi. Etraf perişan, yaralı, kırık, kendi rahatlamış, çok belli belirsiz bir pişmanlık içinde, hasarın aslını kendinde saydığı hatta hâlâ etrafa sebep bu hale düştüğüne itimat ettiğinden kalkışı basit bir gönül almaya indirir, öyle de bırakırdı