📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Beyaz ırkçılığı beyaz olmayan insanlar için ne demekse, antisemitizm Yahudiler için ne demekse, homo- fobi gey ve lezbiyenler için ne demekse, kadın düşmanlığı kadınlar için ne demekse, et yeme de hayvanlar için o demektir.
Yirmi birinci yüzyılın ilk on yılının sonlarına doğru Microsoft Word'ün yazım denetimi uygulaması "vegan" kelimesinin altını sanki bir şeyin yanlış yazılmış hali gibi çizmekten vazgeçti.
Çocukların et yeme gerçekliğine olan tepkilerini incelerken, dilimizin nasıl da gerçek anlam ile aramıza mesafe koyma işlevi gördüğünü fark edebiliriz. Çocuklar, hâkim kültürün çiçeği burnunda gözlemcileri, gerçek anlamı es geçmeyen bir bakış açısıyla et yemeyi tartışmaya açarlar. Toplumsallaşmanın, hâkim kültüre adapte olma sürecinin, bir parçası da çocukların hayvanların yiyecek için öldürülmesini kabul edilebilir görmeye teşvik edilmesidir. Çocukların bunu yapabilmeleri için gerçek anlamda değil sembolik düşünmeleri gerekir. “Vladimir Estragon” ( Village Voice tâki Geoffrey Stokes) acı bir şekilde şunu gözlemler: “Eğer bir çocuğa tavuğun bir zamanlar canlı olduğunu hatırlatırsanız salya sümük ağlayacaktır; ama tavuk etinin fabrikalarda yapıldığına inandırırsanız her şey
yoluna girer.”