• 192 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    Bu küçük kitap, Rusya ve Osmanlı'da görev yapan elçiliklerin belgeleriyle Ermenilerin savaş öncesi ve savaş sırasında Türklere yaptığı saldırıları ve İttihatçıların yaptığı sürgünü anlatıyor. Dikkat çeken noktalar şunlar:

    1) Kimi kitapta 19.yy Ermeni nüfusu hakkında bilgiler olmasına karşın bu kitapta 16.yy'dan sonra etnik kökene göre nüfus kaydı olmadığı gerekçesiyle 16.yy nüfusu verilmiş. (Yüz yılda ikiye katlanma hesabına göre 19.yy'da Ermeni nüfusunun beş yüz bin olması gerekiyor. Ki kitabın sürüldüğünü belgelediği Ermeni sayısı 400 küsur bin.)

    2) Pek çok kaynak sürgünden geri dönenlere değinmez. Bu kitap değiniyor, bu önemli, ancak bu durumun belgelenmesini biraz zayıf buldum. Bu kitaptan sonra, üstelik Ermenilerin kendi yazdıkları kimi kitaplar geri dönme konusunu açıkça itiraf ediyor. Beni Yıkamadan Gömün ve Hoşana'nın Son Sözü kitaplarını bunlara örnek verebilirim.

    3) Güncel politik bakış açısından asıl sorulması gereken soru olan "sürgün veya soykırım olduysa ne yapacağız?" sorusunu sormuyor. Kitap Türkiye aleyhine yapılan haksız propagandalara karşı resmi görüşü savunuyor. Madem güncel politika açısından ele alıyor, o halde yazar bu soruya da yanıt vermeyi denemeliydi. Çünkü tartışmalar dönüp dolaşıp Türk ulusunu cezalandırmaya geliyor. Mesela Taner Akçam'ın bütün yayınları Türk ulusunun cezalandırılması tezinin yolunu yapar, zeminini hazırlar. "Ermenileri kestiler" deyip bırakmaz. O halde "kesmedik" diyecek olanın "kestiysek bunun bedelini nasıl öderiz/ödemeyiz"in hesabını yapması ve okuyucuda bu bilinci oluşturması gerekir. Yine de içindeki belgelerle bu kitap arşivimde sabit yerini almıştır.
  • 192 syf.
    ·4 günde·9/10
    Bugün birileri çıkıp ortaya bir uydurma soykırım iddası atıyorsa ve bunu bazı devletlerin meclislerinde kabul ettiriyorsa burada bizim de kabahatimiz var. Demek ki, tarihimizi iyi öğrenememiş, iyi anlatamamışız. Öğrenmemiz, öğretmemiz, göstermemiz lazım. Görmek istemeseler bile delilleri gözlerine sokmamız gerek.
    Bu soykırım iddasının yalan,uydurma olduğunun çok fazla kanıtı var. Sadece zamanın yabancı diplomatlarının ülkelerine gönderdikleri mektupları okumak yeterli. Söylentilerin aksine ermenilerin Türklere yaptığı katliamlar var.
    Türklere ait toplu mezarlar ortaya çıkarken, bir buçuk milyon ermeni katledildiyse neden hiç onlara ait toplu mezarlık yok?
    Yoksa bu gibi iddialar Fransanın Cezayirde ve Adanada Türklere ve araplara, İngilterenin Hindistan ve Afrikada, Amerikanın Kızılderililere ve diğer yerli halklara, Almanların yahudilere, Rusyanın önce yahudilere, sonra da Türklere karşı uyguladığı sorkırım ve katliamları unutturmak için mi o devletlerce bu kadar rahat kabul edilip, dillendiriliyor?
  • 159 syf.
    ·3 günde·Puan vermedi
    850 yıllık birlikteliğimizin olduğu, bir sıkıntı çıkmadan yaşayıp gittiğimiz bir etnik grubun, o hengamenin (1. Dünya savaşı ve öncesi) içerisinde birden ve keskin bir şekilde yön değiştirip güvenliğini ve her türlü ihtiyaçlarını karşılayan bir devlete karşı ayaklanma girişimleri şaşırtıcı olmakla birlikte üzücü ve alçakçadır. Rusya’nın kışkırtması ve gazlaması sonucunda Ermeniler; doğu ve güneydoğu Anadolu bölgesinde bulunan topraklarımızın bir kısmını alarak devlet kurma hayalinin sarhoşluğu ile kurdukları her türlü silahlı ve zararlı cemiyeti Devletimizin birliğine, beraberliğine, askerine, polisine, kullanmaktan kaçınmamışlardır.
    93 harbi, 1. Dünya savaşı arasında Ermeni çetelerinin Türklere karşı uyguladığı katliamlar, kendilerine destek vermeyen üst düzey Ermeni devlet görevlilerine karşı düzenlenen suikastler ve düşmanla işbirliği yaptığına dair belge ve resimler arşivlerde bulunmakla birlikte herkesin bildiği gerçeklerdir. Bu zulüm ve isyanlar hat safhaya çıkmışken 1. Dünya savaşı patlak verdiğinde bu tutum ve davranışlarında ısrarlı davranmaları zaten zor durumda olan Devletimizi çok daha zor durumlara sokmakta ve zarara uğratmaktaydı. Hal böyle olunca Tehcir kaçınılmaz bir çıkış kapısı olarak kullanılmak zorunda kalınmıştır. Tehcir kapsamında Yüzbinlerce Ermeni yine Osmanlı toprakları içerisinde bulunan Suriye’ye gönderilmiş olup bu Tehcir’den 15 gün önce kendilerine bildiri yapılmış, hazırlıklarını tamamlamaları için süre verilmiştir.
    #43905835
    Tehcire Mahkum olan Ermenilerin bir kısmı salgın hastalık, eşkıya bakını gibi nedenlerden dolayı yollarda hayatını kaybetmiştir. Ancak bu rakamlar Ermeni Diasporasının iddia ettiği rakamın yarısının yarısını bile teşkil etmemektedir. Ve 1944’te çıkan bir kelime olan SOYKIRIM ifadesi ve şartları ile asla örtüşmemekte olup bu iddia tamamen siyasi ve karalamak adına gündemde yerini korumaktadır.
    Zira Bu tehcir kapsamında Osmanlı Devletinin o Koşullarına rağmen her türlü iaşe, sağlık ve güvenlik önlemleri için Tehcir güzergahında bulunan vali, yönetici ve sorumlu devlet adamlarına gönderilmiş olan talimatnameler ve paralar belgelerle sabittir. Tüm bu belgeler bir art niyet olmadığının kanıtıdır. Ayrıca Yine bu kapsamda Ermenilerin ulaşacakları yerde gerekli köylerin kurulması maddi ve manevi yardımları kapsayan emirler de tehcir bitmeden varılacak noktaya ulaştırılmıştır.
    Merkezin Talimatlarına uymayan görevliler için de bir talimat söz konusu olup bu süreç içerisinde ettikleri keyfi zulümlerin cezalarını gerek sürgün gerekse idam olarak ödemişlerdir.

    Bugün bu soykırım iddiaları bazı ülkelerce kabul edilmiş olması, Üzüntü verici ve ikiyüzlücedir. Ülkemizin tarihsel ve belgeli bir platformda eşit sayıda oluşturulacak komisyonda olayın bilimsel olarak masaya yatırma teklifinin kabul görmemesi olayın samimiyetsizliğinin bir göstergesidir.
    Özet olarak durum yukarıda bahsettiğim gibidir.
    Tüm bunlardan daha fazlası kitapta belgelerle mevcut olup, gayet akıcıdır. Bu meseleyi hakkıyla bilmeniz açısından şiddetle tavsiye ederim…

    İyi okumalar…
  • "Bütün o savaş yıllarında hiç kimsenin, Ermenilerin bile, Türkler kadar kanı akmamıştır. Artık savaş yılları sona ermiştir."
  • Savaş şartlarında Batı ülkelerindeki salgınların sebep olduğu bu akıl almaz kayıplar göz önüne alınacak olursa, Osmanlı coğrafyasında da aynı derece ölüm olmaması mümkün değildi. Mesela 1915-1918 yılları arasında ülkede en donanımlı olmasına rağmen dokuz Osmanlı ordusunun dört yıl içindeki kaybı yaklaşık 402 bindir.
  • Birinci dünya savaşında yaklaşık 40 milyon insan hayatını kaybetmiştir. Bunların büyük kısmı, hastalık ve açlığa bağlı kayıplardır.
  • Zorunlu göçten, Ermeni örgütlerine destek vermeyen Ermeniler, sanatkârlar, iş adamları, askeri personel, yaşlı kadın ve erkekler ile kimsesiz çocuklar, Protestan ve Katolik Ermeniler muaf tutulmuştur.