Tarihçi Yusuf Halaçoğlu: "Firavun’un mezarı bile duruyor yerinde, 'sözde' 1.5 milyon Ermeni’nin toplu mezarları nerede?
Hayata Dair
Dünyanın efesi biziz diyenlere kök söktürenleri kutluyoruz
Yusuf Halaçoğlu, İsrail ve ABD’yi hedef alan açıklamasında İran’ın yürüttüğü mücadeleyi “günümüz Haçlı savaşı” olarak nitelendirdi. Müslüman ülkelerin tutumunu eleştirdi. Halaçoğlu İran'a, "Bütün ambargo ve baskıya rağmen, dünyanın efesi biziz diyenlere kök söktüren İranlı kardeşlerimizi kutluyor, mücadelelerinde başarılar diliyorum" açıklamasıyla desteklerini iletti. "GÜNÜMÜZ HAÇLI SAVAŞI Dün Anadolu Selçukluları, Zengiler, Eyyubiler, Osmanlılar Ehl-i Salip Haçlılara karşı mücadele etmişti. Öldüler, şehid oldular, ama boyun eğmediler, sonuçta onları defettiler. Bugün de Ehl-i salib’i temsil eden İsrail ve ABD’ye karşı aynı mücadeleyi İran yerine getiriyor. Ancak o dönemle bugün arasında çok büyük bir fark var. Ehl-i salib’e o tarihte hiç bir Müslüman yardım etmemiş, hiç bir hrıstiyan ülke de karşı çıkmamıştı. Ne gariptir ki bugün, ehl-i salib’e ilk karşı çıkan hrıstiyan İspanya, destek ise Müslüman olarak nitelendirilen kimi devletler. Ülkesinde ABD’ye üs veren Müslüman ülkelerden İran’a saldırı karşısında İran da haklı olarak o ülkelerdeki Abd üslerine füze atıyor. Maalesef Türkiye de dahil Müslüman ülkeler İran’ı kınıyor, İsrail ve ABD’ye tek kelime etmiyor. Peki İran kime karşı savaşıyor? Filistin’de 72 bin sivili (12 bini çocuk) öldüren, onları aç bırakan, İran’da 168 küçük okul çocuğunun üzerine bomba atıp katleden canilerle ve Epstein pisliklerinin failleriyle. Ama ne yazık ki bugün kendisine din adamı diyen reziller, siyonistleri ve emperyalistleri İran’a tercih ediyor. Hem de hiç gitmedikleri, bilmedikleri İran’ı kötülüyor, sanki kendileri çok temizmiş gibi. Halbuki İran’da da camilerde beş vakit ezan okunuyor, namaz kılınıyor. Aynı Allah’a dua ediliyor, aynı Peygamber’e inanılıyor, aynı Kur’an okunuyor. Bu kafayla emperyalistlere karşı biz müslümanız
İnsana ve Hayata Dair
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tarih bilinci
12 adaları 1912’de verdik..... Nerde mi? Lozan şehrinin Ouchy semtinde. Şu Lozanda adaları verdik diyip oku emrinden uzak güruhun meydanlarda Lozanda verdik deyip algı yaratması bundan!! Araştırmayan halk da: “ulan savaşı kazandık- adaları verdik”e inandırıldı... Osmanlı Devleti, bugün 12 Adalar olarak bilinen adaları İtalya'ya bırakıyor. Sene 1912, “Uşi Anlaşması”dır bu gördüğünüz anlaşma. İtalya'ya bırakıyor fakat geçici olarak. Anlaşma şartlarına uyulduğu takdirde adalar tekrar Osmanlı Devleti'ne geri verilecek. Fakat şartlara uyum sağlanmıyor. Bu yüzden 3 yıl sonra, yani 1915'te Londra'da bu konu gündeme geliyor ve Londra Paktı denilen anlaşmada bu adaların tamamı İtalya'ya bırakılıyor. Bakınız itiraz eden hiçbir padişah yok. Hiç sultan yok. Adaları İtalya'ya bırakmakla kalmıyorlar aynı sene bir de Çanakkale Boğazı'na dayanıyorlar ve Çanakkale Savaşı'nı yapıyoruz. Yani 12 Adalar önce Uşi'de, sonra da 1915’de Londra'da İtalya'ya verilmiştir. Osmanlı temsilcilerinden biri Rumbeyoğlu Fahreddin Bey'dir. Bu adam kim mi? Türk milleti bir milli mücadele verirken, Kuvayı Milliye'yi kurmuşken, bu adam Kuvayı Milliye'nin karşısına Damat Ferit'in kurduğu Kuvayı İnzibatiye ile çıkan adamdır ve Yunan ordusunun yanında olmuştur. Savaş kazanılınca sürgün edilenlerin arasında yer almıştır. 12 Adaları İtalya'ya bırakan heyetin içerisinde bu adam vardır. Şimdi asıl olaya gelelim... Uşi Anlaşması'nın ismini aldığı Uşi, Lozan şehrinin bir semtidir. Bu yüzden 1912'de imzalanmış olan Uşi Anlaşması, İtalyan tarihinde Lozan Anlaşması olarak geçer. Fakat bizim bildiğimiz yani 1923'te imzalanan Lozan Barışı ile bu anlaşma birbirine karıştırılmasın diye bu anlaşmaya Uşi denmiştir. İşte arkadaşlar sahte kiralık tarihçiler, yani Kadir Mısıroğlu, Armağan ve çetesi, bu durumdan
Okuma Bilinci
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'ndan güzel bir analiz; EĞER; TIP okursan karşına insan DNAsının şempanze ile %98 aynı olduğu çıkar... BİYOLOJİ okursan karşına evrim çıkar... FİZİK okursan karşına BİG BANG çıkar... KİMYA okursan karşına elementlerin kaynaşmasıyla İLK CANLILARIN nasıl oluştuğu çıkar... TARİH okursan karşına dinlerin nasıl ortaya çıktığı çıkar... JEOLOJİ okursan karşına dünyanın 4,5 milyar yıl yaşında olduğu çıkar... ARKEOLOJİ okursan karşına tüm Ortadoğu dinlerinin temelini oluşturan SÜMER kültürü çıkar... PALEONTOLOJİ okursan karşına dinozorlar çıkar. Din kitapları yazmaz bunu... EMBRİYOLOJİ okursan karşına insanın balık atasından kalma solungaçları ve kuyruk çıkar... Ama hiçbir şey okumazsan sana ne söylenirse ona inanırsın. Hep başkasının sana sunduğu hayatı yaşarsın, başkalarının doğrularıyla yaşamak zorunda kalırsın, seni herkes kandırır. Ama sen bunların hiçbirisini fark etmezsin bile... * Prof. Dr. Yusuf Halaçloğlu
Yalan söyleyen tarih değil, TARİHÇİLER
12 adaları 1912’de verdik..... Nerde mi? Lozan şehrinin Ouchy semtinde. Şu Lozanda adaları verdik diyip oku emrinden uzak güruhun meydanlarda Lozanda verdik deyip algı yaratması bundan!! Araştırmayan halk da: “ulan savaşı kazandık- adaları verdik”e inandırıldı... Osmanlı Devleti, bugün 12 Adalar olarak bilinen adaları İtalya'ya bırakıyor. Sene 1912, “Uşi Anlaşması”dır bu gördüğünüz anlaşma. İtalya'ya bırakıyor fakat geçici olarak. Anlaşma şartlarına uyulduğu takdirde adalar tekrar Osmanlı Devleti'ne geri verilecek. Fakat şartlara uyum sağlanmıyor. Bu yüzden 3 yıl sonra, yani 1915'te Londra'da bu konu gündeme geliyor ve Londra Paktı denilen anlaşmada bu adaların tamamı İtalya'ya bırakılıyor. Bakınız itiraz eden hiçbir padişah yok. Hiç sultan yok. Adaları İtalya'ya bırakmakla kalmıyorlar aynı sene bir de Çanakkale Boğazı'na dayanıyorlar ve Çanakkale Savaşı'nı yapıyoruz. Yani 12 Adalar önce Uşi'de, sonra da 1915’de Londra'da İtalya'ya verilmiştir. Osmanlı temsilcilerinden biri Rumbeyoğlu Fahreddin Bey'dir. Bu adam kim mi? Türk milleti bir milli mücadele verirken, Kuvayı Milliye'yi kurmuşken, bu adam Kuvayı Milliye'nin karşısına Damat Ferit'in kurduğu Kuvayı İnzibatiye ile çıkan adamdır ve Yunan ordusunun yanında olmuştur. Savaş kazanılınca sürgün edilenlerin arasında yer almıştır. 12 Adaları İtalya'ya bırakan heyetin içerisinde bu adam vardır. Şimdi asıl olaya gelelim... Uşi Anlaşması'nın ismini aldığı Uşi, Lozan şehrinin bir semtidir. Bu yüzden 1912'de imzalanmış olan Uşi Anlaşması, İtalyan tarihinde Lozan Anlaşması olarak geçer. Fakat bizim bildiğimiz yani 1923'te imzalanan Lozan Barışı ile bu anlaşma birbirine karıştırılmasın diye bu anlaşmaya Uşi denmiştir. **İşte arkadaşlar sahte kiralık tarihçiler, bu durumdan faydalanıyor
1000k
Alfabetik Sıralamaya Göre Türkologlar, Halkbilimciler, Oryantalistler 1. Abdullah Latifzade 2. Abdulvahap Kara 3. Abdülkadir İnan 4. Ahmet Bican Ercilasun 5. Ahmet Buran 6. Ahmet Caferoğlu 7. Ahmet Kabaklı 8. Ahmet Özdemir 9. Ahmet Şenol 10. Ahmet Taşağıl 11. Ahmet Temir 12. Alan Dundes 13. Albert Rab 14. Albert von Le Coq 15. Aleksander Natanoviç Bernştam 16. Aleksandır Kasimoviç Kazembek 17. Aleksandr Borovkov 18. Aleksandr Mihayloviç Şerbak 19. Aleksandr Samoyloviç 20. Alexander Afanasyev 21. Altay Sersenulı Amanjolov 22. Alеksаndr Pаlmbаh 23. Américo Paredes 24. Ananiasz Zajączkowski 25. Anatoly Khazanov 26. André Du Ryer 27. Andreas Dulson 28. Andreas Tietze 29. Andrey Anohin
Türkçülük