Yusuf Bülbül

Yusuf Bülbül
@yusufblbl
Yazılım Mühendisi
Yüksek Lisans
5 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
Bazen garip geliyor. Şu an milyarlarca insan kendi minik hayatlarını ve kendilerine başarı olarak addettikleri kaçınılmazları yaşıyor.
Reklam
Red Dead Redemption 2
Bence bir kitap; ki bu kitap dünyanın en değerli bilgi ve erdemlerini barındırsın veya barındırmasın, okuyan kişide aydınlatıcı bir etki ve sarsıcı bir farkındalık oluşturmuyorsa okumuş olmanın da hiç bir rasyonel faydası yoktur. Bana kalırsa, bu sebeple kitap tavsiyesi vermek, pek mantıklı değildir. Çünkü, her kitap; her insana hitap etmez. Bununla birlikte, her kitap; her insanı aydınlatmaz. Bunun sebebi; her insanın, zihnen farklı ve eşsiz bir dünyada yaşamasıdır. Yaşamın organik işleyişi ihtiyaç dahilinde gerçekleşir. Kitap okumak da ihtiyaçtan kaynaklanır. Eğer insan, kitap okumaya ihtiyaç duyuyorsa, kendi kendine kimsenin öneremeyeceği kadar fevkalade bir kitap bulabilir. Bu durum, felsefe, edebiyat veya herhangi bir teknik konu için dahi aynıdır. Sorulması gereken asıl soru bence; “Kitap okumaya nasıl ihtiyaç duyarız?” sorusudur. Bu sorunun cevabı bana göre; soru sormaktır. Soru sormaya, düşünüp sorgulamaya başladığımızda kitap okuma ihtiyacı duyarız. Düşünüp sorgulamadan, yani okuma ihtiyacı hissetmeden okuduğumuz kitaplar, bize pek bir şey katmazlar. Her kitabın her insanı aydınlatamamasının en temel sebebi, kelimelerin bir çok şeyi ifade edememesidir. Eğer okuduğumuz kelimelerin kendi hayatımızda veya zihin dünyamızda bir karşılığını bulabilirsek, o kelimeler bizin için anlamlıdır. Aksi durumda bize pek bir şey anlatmazlar. Bu yüzden bir çok şeyi okumadan önce benzer şeyleri deneyimlemiş olmak gerekiyor. Kutsal kitaplar dahi bu yüzden herkese hitap etmez. Bunu biraz daha somutlaştırmak için şöyle söyleyebilirim; bazen deneyimlediğimiz bazı duyguların veya düşünceleri gündelik yaşantımızda anlatamaz, bu yüzden onu detaylıca analiz edemeyiz. Onları okuduğumuz bir kitapta bulduğumuzda oradaki anlatımlardan zihnimizde halen tam olarak açılmamış bu detayları
Düşünce
Yaşama Arzusu
İnsanı hayatta tutan bazı dünyevi amaçlar vardır. Onun için çabalar durur. Çabalarken hayatı oyalanır. Peşinden koşarken mutludur. Aslında yaşarken önemli olan dünyaya dair bu amaçları edinebilmektir. İnsan, amaçların peşinden koşarken yaşamaktan hiç yorulmaz aslında. Yaşamaktan yorulmak, o amaçların olmamasıdır. Dünyevi hiç bir amacın kalmaması, yaşarken bedeninin toprak altında çürümesini hissetmek gibi bir histir. Bunu çoğunlukla kelimeler ifade edemez. Eğer bana yaşama arzusunun resmini çiz deselerdi; kuş sesleriyle aydınlanmış bir bahar sabahında, sevdiğin insanlar ile kahvaltı yapmak ve hemen ardından onlar için çalışmaya koyulmak derdim. Sevgi, yeni doğan güneş, sabahın getirdiği iştah ve hoş sohbet. İnsanın tüm bunları muhafaza etmek ve bunlar için çalışmak dışında başka ne gibi bir dünyevi amacı olabilir ki? Bazen, insana yalnız keder ve acı batar da saadetini fark edemez. Halbuki hakkıyla bakınca hayatımızın merkezindeki tek nimetin sevgimiz olduğunu ve onunla bu dünya nimetlerinden nasibimiz olduğunu görürüz. Ancak o sevgiye sahipken daha fazlasını isteyebilir, kendimize daha büyük amaçlar koyar ve yaşamaya hiç doyamayız. Yani, yaşama arzusunun özünde olan şey, sevgidir. Asıl soru, sevmeyi gerçekten bilip bilmediğimizdir. Çünkü herkes sevmeyi bilmeyebilir. Sevemeyen bir insanın nasıl bir yaşama arzusu olabilir bilmiyorum. Bana kalırsa olamaz. Onların sadece hırsları olabilir. Hiç kimseye, kendilerine bile mutluluk ve huzur getirmeyen hırslar… Peki ya diğerleri? İşte o diğerleri benim gibilerdir. Ne hırsları, ne yaşam arzuları, ne de bunlar adına adlandırılmış bir çabaları olmayanlar… Bizler, dünyadaki en dip kuyulara sürüklenmiş bedbahtlarız. Güneşi göremesek de, kuyunun sonundaki ışığı görerek; o ışıkla aydınlattığımız kitaplarımızda ümit ettiğimiz
Duygu ve Düşünce
Mantık mı?
Hep mutlak doğruya mantığımızla erişebileceğimizi sanıp kendi küçük kararlarımızla her şeyi düzeltebileceğimizi sanıyoruz. Oysa yaşamanın kendisi hiç mantıklı değil. Bizi hayatta tutan tek şey, mantıklı olsun ya da olmasın; yaşama arzumuz.
Duygu ve Düşünce