Yusuf özey

Yusuf özey
@yusuff_3313
Özgürlük zihinde başlar! instagram.com/yusuf.ozey?igsh...
Öğretmen
Mersin
22 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
İntikamın En Entelektüel Hali: Monte Kristo
Puan vermedi
İntikamın En Entelektüel Hali: Monte Kristo Bir okur olarak herkesin favori kitaplar sıralaması vardır. Bu sıralamayı değiştiren, "şimdiye kadar neden okumadım?" diye kendi okurluğumu sorgulatan bir kitap oldu Monte Kristo Kontu. 1500 sayfalık bu dev eser, bir akarsu misali akıp geçti; okumaya doyamadım. Yazar Alexandre Dumas, yaşadığı dönemin siyasal kimliğini, sosyal hayatını ve halkın gündemini o kadar iyi kurgulamış ki, özünde bir intikam hikâyesi olan bu kitap, Edmond Dantès gibi kült bir kahramanı dünya edebiyatına armağan etmiş. Raskolnikov ve İnce Memed’in ardından; iç dünyasını, düşüncelerini ve acılarını asla unutmayacağım, adeta benimle yaşadığını hissettiğim yeni yol arkadaşım artık Monte Kristo Kontu. Çalışkan ve iyi yürekli bir gencin, düğün gününde siyasi bir iftira ile devrin en korkulan zindanlarına atılması; ardından bu zindanın, tıpkı "Yusuf’un kuyusu" gibi ona yeni bir dünya bahşetmesi inanılmazdı. İntikamı için yaşayan ama bunu yaparken eline geçen servetin de etkisiyle muazzam bir entelektüel derinlik ve saygın bir kimlik bulan bir karakterin öyküsü bu. Dumas, öylesine mükemmel bir kurgu inşa etmiş ki; romanın başlarında konudan bağımsız görünen, birkaç cümleyle geçiştirilmiş bir cinayetin, 1200. sayfalarda olayların gidişatını nasıl kökten değiştirdiğini gördüğümde, yazarın dehası önünde saygıyla eğilmek istedim. İki ciltlik böylesine uzun bir romanda, ilk sayfalardan itibaren sonu bu kadar kusursuz planlamak tek kelimeyle nefes kesici. Konular arası geçişlerin ustalığı, uzun romanlarda gördüğümüz okuyucuyu yoran çok fazla karakterin olmaması, her karakterin olay akışında kilit bir role sahip olması ve yazarın konuyu ilerletmek adına betimlemelere başvurmak yerine sürekli yeni bilinmezliklere kapı açması akıcılığı zirveye taşımış. İlk bakışta
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202037,1bin okunma
Reklam
7/10
·192 syf.··
2021 30. kitabı
Afganistan ile ilgili yazılan kitaplar, yaşadığımız yüzyılda asla tahmin edemeyeceğimiz ürkütücü olayları aktarıyor her defasında. Uçurtma Avcısı, Bin Muhteşem Güneş, Ve Dağlar Yankılandı ve en son okuduğum Fatima romanı, Afganistan’da özellikle kadın ve çocukların yaşadığı iğrenç olayları sıralıyor. Ancak Fatima romanında toplumsal olaylar kadar Afganistan tarihini de öğreniyor okuyucu. Kadın aktivist Carola Rackette’nin, İtalya kıyılarına çıkmak isterken botları patlayan mültecileri kurtarması olayını romanlaştıran yazar, farklı mülteci hikayelerini de bu olaya dahil ederek hem mülteci sorununu hem Avrupa’nın tutumunu hem de Afganistan tarihini okuyucuya aktarmış. Afganistan’ın modern bir ülke olma yolunda verdiği mücadelede Türkiye’yi örnek alması, fakat halkın dogmaları ve bağnaz din anlayışı yüzünden bunu gerçekleştirememesi; Sovyet savaşından sonra yaşanan iktidar boşluğundan kaynaklı militarist iktidar; ABD, İran ve özelikle Pakistan’ın Afganistan iç işlerine karışmasıyla ortaya çıkan Taliban ve tüm bunların yarattığı toplumsal travmanın kadın ve çocuklara etkisi romanın ana hatlarını oluşturmakta. Khaled Husseini, romanlarında, batılı ülkelerin bu coğrafyada yaşanan olaylarda ki rolü ve tutumuna hemen hiç değinmezken, yazarımız Yeşim Demir’in romanında bu ülkelerin Afganistan’da ki etkisini anlatması, ikisinin bakış açılarında ki en büyük fark olarak görmekteyim. Yazarımız, edebiyatın süslü püslü kelimelerden oluşmadığını, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluğu olduğunu dile getirerek Khaled Husseini’ye de bir gönderme yapmıştır kitabında. Roman akıcı mı? Gayet akıcı. Fakat Afganistan tarihiyle ilgili bilgilerin olduğu bölümler sanki Wikipedia okuyormuşum havası verdi. Yazarımız her ne kadar “süslü püslü kelimeler” sevmese de, tarihi bilgileri verirken
FatimaYeşim Demir · Destek Yayınları · 202036 okunma
Puan vermedi·101 syf.··
2021 12. kitabı
Her canlı için kaçınılmaz son ölümdür. Ölümün ise en ürkütücü olanı idamdır. Ortaçağda en yaygın olarak kullanılan idam aracı giyotindir. Viktor Hugo, bu eserinde idamı bekleyen bir mahkumla empati yapmayı denemiş; onun gözünden cezaevi, gardiyanlar, mahkumlar ve hayatının son anlarını anlatmaya çalışmıştır. Günümüzde ve önceki yıllarda yazılan romanların geneli, gerçek ve kurgu, olayların edebi bir dille aktarılmasına dayanmaktadır. O dönem romanlarında toplumsal, siyasal, sosyolojik olaylara değinildiğini sıkça gördüm, fakat Viktor Hugo ‘nun bu romanı direk bir amaca hizmet etmektedir. Viktor Hugo, romanında, o dönem sık görülen idam cezasının kaldırılması için yargıçları etkilemeye, onlara idam mahkumlarının çektiklerini anlatmaya çalışmaktadır. Romanda kullanılan dil, betimlemeler, duygusal tahlillerden çok bu amaç beni etkilemiş, kitabı gözümde daha değerli kılmıştır. Bir amacı olan edebiyat daha değerlidir. Viktor Hugo, romanında ki kahramanın işlediği suça değinmemiştir. Tahmin ediyorum ki, Viktor Hugo kitabı yazarken, gözündeki mahkum profili siyasi suçlardan dolayı hüküm giymiş birisiydi. Romanın, Fransız İhtilali döneminde yazıldığını, ihtilal sırasında sayısız insanın giyotinle idam edildiğini, bunlarında siyasi muhalifler olduğunu düşünürsek bu ihtimal göz ardı edilemez. Kitapda etkilendiğim bir diğer husus ise, mahkumun mahkeme sırasında idam cezasını kürek cezasına tercih etmesi, fakat idam edileceği sırada af dileyip kürek cezası istemesidir. Mahkumun, son anda tüm gururunu unutup, yaşama isteğinin ağır basması yazarın önemli bir tespitir.
Bir İdam Mahkumunun Son Günü (cep boy)Victor Hugo · Karbon Kitaplar · 2019152,4bin okunma