Düşünen kafa çalışan kafadır aslında ama bazı kafalar var ki gereksizi düşünmekten, düşünülmemesi gerekeni düşünmekten, gönle, ruha ve akıl sağlığına zarar verecek olanı düşünmekten iyiyi, güzeli ve doğruyu düşünmeye fırsat bulamıyor. Kişiyi depresyona sokanda depresyondan çıkaran da düşünceleridir. İnsanı aslında var eden şeydir bu. Düşünmek o kadar önemli bir olgu ki bizi biz yapan şeyin ta kendisidir. Düşünmek, insanoğlu için gerçeğin ta kendisidir. Bilincimizin oluştuğu andan itibaren yaptığımız bu eylemi kontrol edebilmesini öğrenmemiz gerekirken bazı anlar geliyor o bizi kontrol etmeye başlıyor. Aslında düşüncelerimizden ziyade başkalarının düşünceleri yahut düşünmemizi istedikleri yani bizi yönlendirmeleri bizi kontrol etmeye başlıyor. Bunu engellemekte bizim elimizde, sen kapının kilidinin ölçülerini hırsıza verirsen evinin soyulması nasıl muhtemel gerçekleşecek olan ise, aklının ve gönlünün de kilidini açabilmelerine müsaade edersen kendi düşüncelerinin çalınmasına, yerlerine istenilen düşüncelerin konulmasına davetiye çıkartmış oluyorsun. Sonra içerisinde bulunduğun çıkmazların, geceleri kendini alıkoyamadığın hislerin altında bir çıkar yol arıyorsun. Kendini üzüyor, hayatı çekilmez bir hale sokuyor ve bir sorumlu aramaya başlıyorsun. Bazen bu sorumlu kendimiz oluyoruz bazen ise bir başkası. Ne fark eder ki bir sorumlu olmak zorunda mı? Sorumlu olsa ne olmasa ne? Sonuç değişecek mi? Eldeki sonuçlara göre düşünce üretmesi gereken akıl, düşünme eylemini neden sorumlu arayarak harcıyor sanıyorsun. Manipüle edilmek, gözlerine mil çekilmesinden farksızdır. Kendi öz düşüncelerini olması gereken sağlıklı halleriyle aramaya başlamalısın. Buldukların senin gerçekliklerindir. Ve senin gerçekliklerinin bir başkasının gerçekliklerine uyma gibi bir zarureti yoktur. Bunu