Yusuf Aksoy

Yusuf Aksoy
@yusufksoy
Yazar
Yüksek Lisans
Bartın
Bartın
6 okur puanı
Kasım 2022 tarihinde katıldı
Standartlarımız
Bazı durumlar da hızlı gelişim göstermeniz, havuzunuzu daha hızlı dolduruyor oluşunuz sizi mutlu ve motive edebilir, başarıya karşı sevinmek başarıyı sahiplenmek en doğal hakkınızdır. Ama unutmamak gerekir ki her havuzun bir tıpası vardır. Yani her başarının ardında da mutlak bir başarısızlık ihtimali de barınmaktadır. Her zaman başarılı, her an havuzu dolduruyor olamazsınız. Bazen o tıpayı açmalı bazen duraksamalı bazen ise başarılarınızın sürdürülebilirliği açısından kendinizi dinlendirmelisiniz. Hiçbir gün hiç kimse için aynı değildir. Sadece biz günlerimizi aynı ölçüde geçiriyormuş hissiyatına kapılmaktayız. Zaman, benzeri ve tekrarı olan bir şey olmadığı için her geçen salise ve saniye bir öncekinden farklıdır. Bir saniye önceki sen, bir saniye sonraki senden farklı olduğun gibi. Artık bir saniye daha yaşlısın, daha tecrübelisin ve daha yorgunsundur. Standartların var ettiği bir insan olarak bunun farkına vardığın da standartların da aslında seni var etmediğini, aksine senin bu standartlara uyum sağlamak için aslında öyleymiş gibi olduğuna inanma gereksinimi duyduğunu anlayacaksındır. ‘’Hayat güzel ama bazı insanlar hayattaki bu güzelliği çalmaya çalışmakta.’’
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Esaret
Bizleri, kendilerine tutsak edenler; Bu tutsaklık elbet bir gün bitecek. Ya isteyerek bir vazgeçişle ya da istenmeyerek bir terk edilişle ama elbet bitecek. Geriye, özgürlüğü elinden alınarak tutsak edilmişliğin hissiyatı kalacak. Bu yüzden esaretten vazgeçememiş olan insanlar bile bu tutsaklığın ardından asla arkalarına dönüp bakmamayı zamanla öğrenecekler. Zaman, tanrısıdır aslında her insanın. Derdinin çaresi olan, görülmeyen, dokunulmayan ve hissedilmeyen… Zamanı geldiğinde hepimiz özgürlüğe kanat çırpacağız. Dün hiç yaşanmamışçasına, hep yarınlara…
Düşünmek Üzerine
Düşünen kafa çalışan kafadır aslında ama bazı kafalar var ki gereksizi düşünmekten, düşünülmemesi gerekeni düşünmekten, gönle, ruha ve akıl sağlığına zarar verecek olanı düşünmekten iyiyi, güzeli ve doğruyu düşünmeye fırsat bulamıyor. Kişiyi depresyona sokanda depresyondan çıkaran da düşünceleridir. İnsanı aslında var eden şeydir bu. Düşünmek o kadar önemli bir olgu ki bizi biz yapan şeyin ta kendisidir. Düşünmek, insanoğlu için gerçeğin ta kendisidir. Bilincimizin oluştuğu andan itibaren yaptığımız bu eylemi kontrol edebilmesini öğrenmemiz gerekirken bazı anlar geliyor o bizi kontrol etmeye başlıyor. Aslında düşüncelerimizden ziyade başkalarının düşünceleri yahut düşünmemizi istedikleri yani bizi yönlendirmeleri bizi kontrol etmeye başlıyor. Bunu engellemekte bizim elimizde, sen kapının kilidinin ölçülerini hırsıza verirsen evinin soyulması nasıl muhtemel gerçekleşecek olan ise, aklının ve gönlünün de kilidini açabilmelerine müsaade edersen kendi düşüncelerinin çalınmasına, yerlerine istenilen düşüncelerin konulmasına davetiye çıkartmış oluyorsun. Sonra içerisinde bulunduğun çıkmazların, geceleri kendini alıkoyamadığın hislerin altında bir çıkar yol arıyorsun. Kendini üzüyor, hayatı çekilmez bir hale sokuyor ve bir sorumlu aramaya başlıyorsun. Bazen bu sorumlu kendimiz oluyoruz bazen ise bir başkası. Ne fark eder ki bir sorumlu olmak zorunda mı? Sorumlu olsa ne olmasa ne? Sonuç değişecek mi? Eldeki sonuçlara göre düşünce üretmesi gereken akıl, düşünme eylemini neden sorumlu arayarak harcıyor sanıyorsun. Manipüle edilmek, gözlerine mil çekilmesinden farksızdır. Kendi öz düşüncelerini olması gereken sağlıklı halleriyle aramaya başlamalısın. Buldukların senin gerçekliklerindir. Ve senin gerçekliklerinin bir başkasının gerçekliklerine uyma gibi bir zarureti yoktur. Bunu
Bir başkası hep figüran olarak yer alacaktır bu filmde, bu film senin bu filmin yönetmeni de başrolü de senaristi de sensin. Özellikle sana söylüyorum bunu; senarist olarak yazdığın bu filmde başrolünü bir başkasıyla paylaşmaya çalışıp yönetmenlik yapan sana söylüyorum. Başaramazsın. Bunu artık denemekten vazgeç. Herkesin seninle paylaşabileceği rol miktarı, kendi filmlerinden ayırdıkları kadar olacaktır. Yani hayatına aldığın insanla olan birlikteliğiniz ikinizin de yazmış oldukları filmlerin birbirine benzeyen sahnelerinden ibarettir. Onun filminde sahne bittiğin de yahut perde kapandığında senin filmin devam etmeli. Ve sen güzel arkadaşım ışıklar sönünce sanıyorsun ki benim senaryomda da bu final böyleydi. Kendine, en büyük zararı sen verebilirsin ve bu şekilde davranmaya devam edersen vermeye de devam edeceksin. Kurtul zincirlerinden, at kafandaki başkaları tarafından yazılmış olan bütün mutsuz sahneleri. Bu filmi yeni baştan mutlu bir son düşleyerek otur ve yaz.
Tayfuna mahkum iki gemiydik, yollarımız bir tufanda kesişti.
Sayfa 39