Kadıköy Çiftehavuzlar semtindeki Cemil Topuzlu Caddesi. 32 numaralı Yuvam Apartmanı'ndan çıktığında saatler 9.40'ı gösteriyordu. 34 HEZ 59 plakalı Şahin marka otomobilini her zaman apartmanın arka bahçesine park ederdi. Anahtarla kapıyı açıp direksiyonun başına oturdu. Piposunu dişlerinin arasına alıp kontağı çevirdi... Aslında doğrudan Bağdat Caddesi'ne çıkabilirdi. Ama güvenlik gerekçesiyle gelip gittiği yolları sürekli olarak değiştiriyordu... O sabah Cemil Topuzlu Caddesi'ni Bağdat Caddesi'ne bağlayan Mahur Sokak'tan geçmeye karar verdi. İki üç aydır huzursuzdu. Takip edildiğinden şüpheleniyordu. Eşine ve çocuklarına hiçbir şey söylememişti. Zaten bu tür konuları onlarla konuşmazdı. Bir gün Ankara'ya gittiğinde yıllarca birlikte çalıştığı MİT'ten yakın bir arkadaşına konuyu açmış; "teşkilatın" kendini izlettirdiğini tahmin ettiğini söylemişti. Arkadaşının isteğine uyup istanbul'a geldiğinde; şüphelendiği iki otomobilin plakasını MiT istanbul Bölge Daire Başkanlığı'na bildirmişti. Durum araştırılmış ancak araç sahiplerinin şüphelenilecek kişiler olmadığına karar verilmişti!.. Son yıllarda MİT'te çalışanların, eski personelin bu tür isteklerini "paranoya belirtileri" olarak değerlendirmeleri, teşkilat içinde "moda" haline gelmişti.
Sayfa 20·Kitabı okudu
Dolunay olup olmayacağını bilmiyordum, uy­ durmuştum, kendi yuvam yapmak için çıldırdığım Be­ bek evi çekici hale getirmeye çalışıyordum. Eyşan'a git­ mesin, bana gelsin istiyordum, çok zavallıydım.
“Yuvam burası mı? Bilmiyorum. Bir diğer basamak olduğunu tahmin ediyorum ama beni yuvam diyebileceğim bir yere götürecek bir yol var mıdır, bilmiyorum. Bu konuya pek sık kafa da yormuyorum çünkü zaman geçtikçe onu umursamadığımı anladım. Eğer bu yol, bu basamaklar dizisi hiçbir yere çıkmazsa bile sorun değil. Yolu dostlarla beraber yürüdüğüm için zaten yuvamda sayılırım.”
Sayfa 14 - Drizzt Do’Urden·Kitabı okudu
Yuva sandığımız yer doğru yer mi?
​"Peki, burası benim yuvam mı? Bilmiyorum. Başka bir basamak taşı olduğunu tahmin ediyorum ama beni yuvam diyebileceğim bir yere götürecek bir yolun gerçekte var olup olmadığını bilmiyorum. ​Bu konuyu pek sık düşünmüyorum çünkü bunu umursamadığımı fark ettim. Eğer bu yol, sürüp giden bu basamak taşları hiçbir yere çıkmıyorsa o zaman öyle olsun. O yollarda dostlarımla birlikte yürüyorum; öyleyse yuvam da yanımdır."
Fantastik
BİR HİKÂYET Başım, başım, aman Allah; ne el, ayak, ne kafa.
Sayfa 184·Kitabı okudu
Alıntı
Acı Doktor
Berçenek'ten yaya geldim Aman doktor bak bebeğe... Beşiğini elden aldım Aman dokton bak bebeğe... Yıkık yuvam kaldım yasta Yalvarırım eşe dosta Annesi bebekten hasta Yandım doktor bak bebeğe. Kuru soğan, yağsız aşım Yırtık bağrım, açık başım Birşey değil vatandaşım Aman doktor bak bebeğe... Allah için bir merhem çal Öldürür beni bu vebâl Param yok, sen ceketim al Aman doktor bak bebeğe... Mahzuni Şerif çobandır Meskenim dumanlı tandır Bebektir ama insandır Aman doktor bak bebeğe...
Sayfa 66 - A.İhsan Aktaş ; Dördüncü Basım: Ağustos 2002·Kitabı okudu
1000Kitap