"sanırım bir gün çocuklarım olursa ve eğer mutsuzlarsa onlara çin'de insanların açlıktan öldüğünden ya da bunun gibi şeylerden hiç bahsetmeyeceğim, çünkü bu mutsuz olmalarını değiştirmeyecek. ve başka birinin çok daha kötüsünü yaşamış olması senin başına gelenleri değiştirmiyor. iyi ve kötü."
“charlie, anlamıyor musun? bunu ben hissedemiyorum. çok tatlı filan, ama bazen ortada yokmuşsun gibi. dinleyip omzunda ağlayabileceğim biri olman harika, ama ya ağlanacak bir omza ihtiyaç yoksa birinin? ya kollara ya da onun gibi bir şeye ihtiyacı varsa? yalnızca orada oturup herkesin hayatını kendininkinin önüne koyup bunun sevgi olduğunu düşünemezsin. bunu yapamazsın işte. bir şeyler yapman gerek.”
"bir arkadaşının bu kadar acı çekmesini izlemek çok zor. özellikle orada olmaktan başka hiçbir şey yapamıyorsun. canının yanmasını engellemek istiyorum, ama yapamıyorum. bana kendi dünyasını göstermek isterse, onu orada takip ediyorum."
"bundan sonra onu ne zaman herhangi bir yerde görsem, orada değilmiş gibiydi. başka bir yerlerdeydi. bunu bildiğimi sanıyorum, çünkü insanlar benim de böyle olduğumu söylerlerdi. belki hâlâ öyleyimdir. emin değilim."