"Gönül yorgunluğu ne, biliyor musun? Gökte yıldızın kalmıyor. Gölgen bir yere sığmıyor. İçindeki şarkı içinde boğuluyor. Penceren sokağa bakmıyor. Bütün sevgi sözleri kalbinde cezaya dönüyor. Kirpiklerin hiçbir güzellikle halkalanmıyor. Baktığın bütün sular yeraltına çekiliyor. Sevmek korkusu ayrılıktan çok önce acı veriyor.
Dünyanın bütün cenazeleri evinin önünden kalkıyor. Her gün bir arkadaşın büyüdüğünüz zamanlarda kayboluyor. Girdiğin çıktığın bütün kapıların önünde yabancı, ardında yalnızlık olup kalıyorsun.
Ne, biliyor musun gönül yorgunluğu?Kendinden soğuyorsun. Sözünden soğuyorsun. Geçmişinden soğuyorsun. İnandıklarından soğuyorsun.
Baktığın yüzlerden soğuyorsun."
"Âhenden olsa da feleğin çek kemânını
Çekme felekte siflelerin imtinânını"
(Feleğin yayı demirden de olsa onu çek ama alçakların yaptığı iyiliği başına kakmalarını çekme!)
Koca Râgıp Paşa
"Kabil. Ateşe düşmüş, içi yanıyor. Bir ateş lisanını ezber ediyor, ama hâlâ ham duruyor. Oysa bir kez iliklerine kadar yansa, yok olsa, kendisini çıkarsa aradan, hiç olsa. Yeniden doğabilir. Bulmanın en sağlam yolu kaybetmek aslında."