Yoğun burçların altındaki iç kale kapısının girişine gelmişlerdi. Kale kapısının üstünde de asılı olan insanlar var ancak yüzleri duvara dönük tanımak zordu. Seyrederek gidiyor sanki birini arıyor gibiydi.
Sonunda onu gördü.
İşte orada.
Ayağındaki cariktan tanımıştı.
Babası Ayberk'ti o asılı adam.
Kapı açılıyordu.
Kanat tam açıldıktan sonra içeriden servi boylu, saçları siyah, uzun ve örgülü, buğday tenli, gözleri iri ve çekik, yanakları çıkık güzeller güzeli bir kız çıktı. Kızın güzelliği adeta
göz kamaştırıyordu.
Burkay;
Sırasıyla önce çenesine, sonra dudaklarına en sonunda da
gözlerine baktı. Sanki gözlerinden saçılan ışığın ektisi altına
girmiş gibiydi.
Usulca;
'Aman Tanrım!‛ dediği duyuldu.
‘Ömrümden ömür veresim geliyor’ dedirtecek güzelliğe
sahip yirmili yaşlardaki bu kız karşısında şaşkın! Bu yaşına
kadar bu güzellikte birini hiç görmemiş olmanın şaşkınlığıydı bu. Böyle bir evden böyle bir güzelliğin çıkabileceğini hiç
düşünmemişti ki. Kız çok güzeldi ve onu etkisi altına almıştı.
Ona doğru yaklaştıkça eli ayağı dolaşmaya başladı. Bütün
vücudunu hafif bir terleme hali almıştı.
Panikledi.
Demin 'casus‛ olabilecekleri yönünde zihninde oluşan
yargıdan artık eser kalmamıştı.
Bütün ihtişamıyla tam karşısında, ona doğru gelen bu kız
akşam evlerine gelen, avluda karşılaştığı kızdı.
Anlamıştı, evet evet oydu.
Şimdi kocaman yutkundu.
Başını önüne eğdi.
Sağ elini sol göğsünün üstüne götürerek ciddi bir şekilde
selamını verdi. Ve onun ne yapacağını merakla beklemeye
başladı.
Aceba karşılık verip selamını alacak mıydı?
Kor Alp, şiddetli çıkışlarına devam etti.
"Hadi diyelim devlet yıkıldı Bunların ne işine yarayacak?"
Soruyla karışık bir tespit yapmıştı adeta.
Bu soruyu Ayberk yanıtladı.
"Bunlar gücün yanında gardaş. Bu devlet yıkılsın, hemen yerine kurulacak yeni devletin yanında olurlar. Bunlarda ülkü, ülkü için çalışmak ve ortak hedef yok ki. Gün bulur gün yerler. Köylerde dilenir, köylüyü hokkabazlık yaparak eğlendirirler. Bunlar için vatan, millet, devlet nedir hiç önemi yok..."
Sövledikleri doğru tesbbit.
Selçuklu ülkesinde şimdide kadar Kalenderi dervişlerinin tarlada, çarşıda, handa çalışıp emek harcadığı görülmüş şey değildi.
Sayfa 151 - izan yayıncılık Kor Alp, Ayberk·Kitabı okudu