Spoiler var!
İçimizdeki Şeytan romanını severek okudum. Zaten Sabahattin Ali'nin çok sevdiğim bir tarzı var . İnsanın kendiyle hesaplasmasını insan duygu ve düşüncelerini çok iyi aktaran bir yazar. Kitaplarında çok derin karakterlere yer veriyor. Derin bir düşünce dünyasına sahip olan bir insan bile duygusal durumunu bu kadar iyi aktarabilecegini düşünmüyorum ama yazar bunu çok iyi bir şekilde gözlemliyor ve aktarıyor. Keşke etrafımızda bu kadar derin insanların varlığı hep olsa. Konusuna gelirsek kitabın ismi konuyla epeyce alakalı olmuş. Kitap Ömer'in içindeki şeytanı nasıl yarattığını nasıl böyle bir şeyin varlığını anlayışını ve kitabın sonunda da bu şeytanı yok etmek için bir karar vererek hayatına nasıl bir değişiklik verdiğini anlatıyor. Evet Ömer'in içindeki şeytana gelecek olursak : Bu varlığın herkesin içinde olduğunu inanıyor. Bazıları kontrol edebilirken zayıf karakterli insanlar kontrol edemiyor. Yaptığı her hatayı bu varlığa yüklemeyi cok seviyor çünkü kendini bi nevi temize çıkarmanın en kolay yolu bu. Kitabın sonlarına doğru aslında bizleri kötülüğe goturenin şeytan degil de içimizdeki acizlik tembellik iradesizlik bilgisizlik ve hakikatleri görmekten kaçmak olduğu anlaşılıyor. Bunların hepsi bizde mevcut iken biz kötü bir olayla karşılaştığımızda ise tüm suçu içimizde var olduğunu düşündüğümüz şeytana atıyoruz.