Zaman çarpı...
Bu tarafın saati ile diğer tarafın saati belli ve düzenli(!) Biraz yağ fazlasıyla yeterli... 😂
Duygu ve Düşünce
İnsan yaşamı boyunca bir değer uğruna muhteşem hatalar yapabilir hata kavramı görecelidir aslında ama birşey sana zarar veriyorsa ve seni senden uzaklaştırıyorsa o şey uygunsuz olandır o şey hatalı olandır o şey SEN OLMAYANDIR. eğer çehrenize doğrudan yapılan bir saldırı varsa benliğinizde savunmaya değer birşey mutlaka vardır fakat bunu anlamak için kitap okumalı,spor yapmalı,sosyalleşmeli,hayvanlara şefkatle yaklaşmalı,insanları mütevazı olmayı öğrenmeliyiz ancak böylesine kıymetli şeyler yapıldığı zaman insan kendi benliği ile baş başa kalır ve ilk kez kendi ile tanışır ardından geçmişine bir perde çekmeli (yırtık olmaması kaydıyla..) sonrasında devam etmelidir bu tarz nazik zahmetlere girmeden olumlu bir sonuç beklemek ahmaklıktır; insan oğlu denize benzer içerisinde dalgalar,fırtınalar barındırır ANCAK diplerinde inciler vardır dalgalar ile boğuşmadan fırtınalar ile yüzleşmeden inciler ancak haritada çarpı ile işaretlenmiş bir çizik olarak kalacaktır. EN BÜYÜK İŞKENCE FİZİKSEL DEĞİL ZİHİNSEL OLANDIR. “Alıntı ; şahsım”
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sohrab Sepehri-Suyun Ayak Sesi Annemin sessiz geceleri için! Kaşan şehrindenim Fena sayılmaz halim, Bir lokma ekmeğim var, biraz aklım, İğne ucu kadar da zevkim. Annem var, ağaç yaprağından daha güzel, Dostlar, akan sudan daha iyi Ve Allah, burada yakındadır, Şebboylar arasında, uzun çamın altında Suyun bilincinde, Bitkilerin kanununda. Ben müslümanım. Kıblem bir kırmızı güldür, Namazlığım bir pınar, Mührüm ışıktır, Ova seccadem. Penceremi titreştiren ışık ile abdest alırım. Namazımın içinden ay geçer, tayf geçer, Namazımın bütün zerreleri billurlaşır, Namaz kaybolur taş görünür, Rüzgâr, selvilerin üstünde ezan okuduğunda, Namaz kılarım ben. Otların tekbirinden sonra, Denizdeki dalganın kamedinden sonra Namaz kılarım. Kâbem su kıyısında, Kâbem akasyaların altındadır. Kâbem bir esinti gibi bahçeden bahçeye,
ne sen dolup taşarsın, ne benden nuh olur. sevgilim, hala düzeltemedim kalbimi her şey daha da kötüye gidiyor fakat mutlu rolünü çok iyi oynuyorum hiç itirazım kalmadı hayata dargın bile değilim kendime bile aldırmiyorum artık nelerden uzaklaşıyorum nelerden uzaklaştık neler uzak böyle görsen nasıl, biz bile kendimize kalbi kesip geçenin bıraktığı kesik kabuk bağlamaz insan bir vakit sonra katılaşır acılara da ağlamaz anlam arama bunda dilersen hiç bakma inan umrumda değil aklıma dolanma karşıma çıkma beni arama şarjım yüzde bir kanımda yürüyen öfke ordusu sen çarpı ikidir tabii ki o mükemmel şiirlerden sonra bu sikik bir şiirdir. sen de öylesindir belki ben fazla büyütmüşümdür gözümde seni senin de gözünde fazla büyüttüğün başkaları gibi
Alıntı
Belki bir gün ışınlanırız çok uzaklara
Yazar kitapta deney tüpüne alınan fotonların vakumu alındıktan sonra tüpe dna konulduğu zaman düzensiz fotonların belli bir düzene girdiğinden bahsetmekte.Fotonlar hakkında bir çok deney yapılmıştır ve halen çözülmeyi beklemektedir.Belki bir gün insanoğluda ışınlanarak çok çok uzak yerlere seyahat edebilir ne dersiniz.Ama daha kuantumuda çözmemiz gerekiyor Işığı olan parçacıklara foton diyoruz.Fotonlar cisim değildir.Kütlesi olanlar cisimler ışık hızına ulaşamazlar.Fotonların kütlesi yok böylece saniyede 300 bin km.hıza erişiyorlar.E=MC2 ise kütlesi olmadan nasıl enerjik oluyorlar.Fotonlar frekansa bağlı olarak enerji ve momentum taşırlar.kendileri elektrik yükü taşımadığı için elektrik yükü olan parçacıklarla iletişime girerler.Foton elektromanyetik radyasyonun en küçük ayrık miktarı veya kuantumudur ve ışığın temel birimidir.Kütle ve durağan enerji eksikliğine rağmen fotonlar elektrik yükü göstermedikleri ve spin-1 parçacıklar olduğu için temel parçacıklar olarak kabul edilirler,bu da onları bozon yapar.Fotonun yapısı halen bilinmemektedir.Bing bang teorisine göre fotonlar patlamanın ilk saniyelerinde foton çağında yaratıldı.Ve daha milyarlarca çarpı yıl var olacaklar.
En sevdiğim fıkra dhdhdh
Bir keşiş dünyanın en akıllı adamını bulmak için diyar diyar geziyormuş sıra Nasreddin Hoca’nın köyüne gelmiş ve köylülere sormuş. – “Sizin köyün en akıllı adamı kim?“ demiş. Köylüler de: – “Nasreddin Hoca demiş.” bunun üzerine keşiş köy meydanında Hoca ile görüşmeye başlamış ve eline bir çomak almış yere bir daire çizmiş, Nasreddin Hoca da çomakla daireyi ortadan ikiye bölmüş, keşiş bir doğru daha çizerek daireyi dörde bölmüş,hoca da dörde bölünmüş dairenin üç dilimine çarpı işareti koymuş, keşiş elleriyle aşağıdan yukarıya doğru hareket yapmış, Hoca da yukarıdan aşağıya yapmış ve kesiş büyük bir hayranlıkla Hoca’yı tebrik etmiş. Olup bitenden bir şey anlamayan halk keşişe ne olduğunu sormuş keşiş de : – “Bu adam gerçekten dünyanın en akıllı adamı, yere dünya çizdim o ortadan ekvator geçer dedi, ben dünyayı dörde böldüm o da dörtte üçü sudur dedi, ben yerden buharlaşma sonucunda ne olur dedim o da yağmur yağar dedi.” Bu sefer hocaya neler olduğunu sorar halk Hoca da: – “Bu adam oburun biri, yere bir tepsi baklava çizdi ben de yarısı benim dedim, daha sonra tepsiyi dörde böldü o zaman dörtte üçü benim dedim, o da tepsi altından ateşi hafif hafif almalı dedi ben de üstüne fındık fıstık eklersek daha iyi olur dedim”
Duygu ve Düşünce