Var mı beni içinizde tanıyan
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim
Kalmasa da şöhretimi duymayan
Kimliğimi tarif etmek zor benim
Bülbül benim lisanımla ötüştü
Bir gül için can evinden tutuştu
Yüreğine Toroslar’ dan çığ düştü
Yangınımı söndürmedi kar benim
Niceler sultandı, kraldı, şahtı
Benimle değişti talihi, bahtı
Yerle bir eyledim taç ile tahtı
Akıl almaz hünerlerim var benim
Kamil iken cahil ettim alimi
Vahşi iken yahşi ettim zalimi
Yavuz iken zebun ettim Selimi
Her oyunu bozan gizli zor benim
Yeryüzünde ben ürettim veremi
Lokman Hekim bulamadı çaremi
Aslı için kül eyledim Keremi
İbrahim’in atıldığı kor benim
Sebep bazı Leyla bazı Şirindi
Hatırım için yüce dağlar delindi
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi
Kuvvet benim, kudret benim, fer benim
Yiğit; topluluk içinde bağırıp çağıran değil, bilakis ancak nefsine kafa tutup da onu Allah'a döndürebilen kişidir. Dünyanın sıkıntı ve üzüntülerini dert edinip, ahiretin sıkıntı ve üzüntülerini gözardı eden kimse; kendisini parçalamaya gelen aslanla ilgilenmeyi bırakıp da, kendini ısıran pire ile mücadele eden kimseye benzer.
Parasını Allah yolunda feda eden insanlar çoktur; fakat bu uğurda canını ortaya koyanlar azdır. Akılsız kimse odur ki, çocuğunun ölümünden dolayı ağlar da Allah Teâla' nın emir ve yasaklarına aykırı davranışlardan dolayı ağlamaz. Âdeta bu kimse lisan-ı hâl ile "Ben, beni Rabbimden alıkoyan varlığın ölümüne ağlıyorum." demektedir. Halbuki ona yakışan; bu ölümden dolayı üzülmeyip, Mevlâsına yönelmesiydi. Çünkü Allah, kendinden onu meşgul eden engeli bu ölümle ortadan kaldırmıştır. Saçın sakalın ağardığı halde senin hâlâ çocuk derdinde ve Allah'ın senden istediğini anlayamamış olman ne fena şey! Eğer aklın varsa, sana ağlanılmadan önce sen kendi haline ağla. Şüphesiz çocukların, ailen, hizmetçi ve dostlarının senin ölümünle ardından dökecekleri gözyaşı gerçekten senden ayrıldıkları için değil, bilakis senden gelen faydadan mahrum olacakları içindir. Öyle ise sen onlardan önce davran da kendi haline ağla...