zebercet zengin

zebercet zengin
@zebercet
Hokkabaz
ODTÜ Felsefe Terk- Hukuk Öğrenci
99 okur puanı
Temmuz 2015 tarihinde katıldı
Tutunamayanlar'ın hemen başında Turgut Özben için söylenmiştir: "Çevresindeki eşyaya duyduğu öfkenin ifade edilemeyen sıkıntısıyla bunalıyordu." Şu soruyu soruyordu Turgut: "Böyle bir düzen içinde insan düşünebilir mi?" Atay soruyu Turgut'a sordurur, çünkü Selim bu dünyada tutunamamış, Turgut'sa tutunmuştur. Ama Selim'in intiharından sonra içinde yaşadığı mekâna, eşyaya yabancılaşan da Turgut'tur. Varoluşundaki kötülüğün nedenini şimdi mekânda; salonsalamanjede, L biçimi salonda, maroken taklidi plastikle kapli koltuklarda, yatak odasındaki tuvaletin önünde duran pufta, aynı zamanda yatak da olabilen kanapelerde, yaprak biçimindeki gümüş sigara tablalarında, lamba biçimindeki çakmaklarda arar. Yukarıdaki soruyu da bu tür bir sıkıntı anında sorar: "Böyle bir düzen içinde insan düşünebilir mi? Büyük ve güzel şeyleri demek istiyorum. Önce eşya engel oluyor, sonra şartlar: kalorifer, hizmetçi, çocuk odası." Hemen ardından öneri gelir: "Düşünmek için kendime bir daire tutsam." Atay'ın önerisi, bariz bir biçimde ironiktir; yani gücünü doğrusu söylenemeyen, o koşullarda doğrusu zaten olmayan bir yanlıştan almıştır: "Düşünmek için kendime bir daire tutsam. İçinde düşünmeye engel olacak eşyalardan hiçbiri bulunmayan bir daire. Kapıdan girer girmez ayakkabılarımı çıkarıyorum ve düşünme terliklerini giyiyorum. Odalardan hiçbirinin özel bir adı yok; hepsi de sadece oda. Bir odada, sandalyenin üstünde, düşünme elbiselerim duruyor. Üstümdekileri çıkarıp hemen bir dolaba kaldırıyorum ve dolabın kapağını hemen kapatıyorum. Ne dolabı olduğu belli değil; dolap işte, her şey konabilir içine. Her şey düşünmeyle ilgisine göre adlandırılıyor, her şey düşünmeğe yaradığı oranda önemli. Orada ne düşüneceğim? Kim bilir? Oraya gitmeden belli olmaz. Ne düşüneceğimi düşünürüm. Hayır. Önce Ahmet
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Günlerden Eylül, aylardan Uzun Eşek Bir Tabanca çıkarıp kendimi vuruyorum
"İnsan boş bir tabancadır ama bakarsın birgün patlar!
Yürü be Aristoteles
Mecliste ve agorada kötü tartışmalar dinlemekten nefret ettiği için mantığı icat ettiği söylenir!
Antik Yunan felsefesine özgü soyutlama kaygısının, Çin felsefesinde hiç­bir karşılığı yoktur. Çinli filozoflar açıkça, dünyayı anlamakta en somut duyu izlenimlerini yeğlemişlerdir. Aslında, Çincenin kendisi de dikkat çekecek kadar somuttur. Örneğin, Çincede "beden, boy" anlamma gelen bir sözcük yoktur. Eğer birinin ayağına uygun ayakkabı bulacaksanız, ona ayağının "büyük-küçük" ölçüsünü sorarsınız. Çincede "lik, lık"a eşdeğer bir sonek yoktur. Bu yüzden "beyazlık" da yoktur, sadece kuğu beyazı ve kar beyazı vardır. Çinliler, herhangi bir alanda kesin olarak tanımlanmış terim veya kategoriler yerine, anlamlı ve mecazi dili kullanırlar.