zebercet zengin

zebercet zengin
@zebercet
Hokkabaz
ODTÜ Felsefe Terk- Hukuk Öğrenci
99 okur puanı
Temmuz 2015 tarihinde katıldı
Akıl alıştırmasına gelince; prens tarih kitaplarını okumalı ve seçkin kişilerin eylemlerini gözden geçirmeli, savaşlarda nasıl davrandıklarına bakmalı, zaferlerinin ve yenilgilerinin nedenlerini incelemeli, bu yolla yenilgilerden kaçınabilmeli, zaferleri taklit edebilmelidir. Hepsinden önemlisi, geçmişte bazı seçkin kişilerin yaptığını yapmalıdır: Bu kişiler, kendilerinden önce övülüp yüceltilen birisini taklit etme yoluna gitmiş ve o kişinin hareketlerini ve eylemlerini hep göz önünde bulundurmuşlardır; tıpkı Büyük İskender’in Akhilleus’u, Caesar’ın İskender’i, Scipio’nun Kyros’u taklit ettiğinin söylendiği gibi.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yazarlar, Akhaların prensi Philopoimen’i, öteki şeylerin yanı sıra, barış döneminde savaş usulleri dışında bir şey düşünmediği için de överler. Dostlarıyla kırlarda dolaşırken, sık sık durup onlarla tartışırmış: “Düşman şu tepenin üzerinde olsaydı, biz de ordumuzla burada olsaydık, hangimiz avantajlı olurduk? Düzenimizi koruyarak, onlara nasıl hücum edebilirdik? Geri çekilmek istesek, bunu nasıl yapardık? Onlar geri çekilecek olsalar, onları nasıl takip ederdik?” Ve yürürlerken, bir ordunun karşılaşabileceği bütün durumları önlerine serermiş; onların görüşünü dinler, kendi görüşünü söyler, görüşünü nedenleriyle kanıtlarmış; öyle ki, bu sürekli değerlendirmeler sayesinde, ordularını yönetirken çare bulamadığı hiçbir aksilik meydana gelmezmiş.
Dolayısıyla, şunu göz önünde bulundurmak gerekir: İşgalci, bir devleti ele geçirdiğinde, yapması gereken bütün yıkıcı şeyleri gözden geçirip hepsini bir anda yapmalıdır ki, her gün yinelemek zorunda kalmasın ve yinelemediği için de insanlarda güven duygusu yaratabilsin ve onlara iyilik ederek gönüllerini kazanabilsin. Ürkeklik ya da basiretsizlik nedeniyle başka türlü davranan kişi, bıçağını hep elinde tutmak zorunda kalır; ayrıca, biri bitip biri başlayan haksızlıklar yüzünden uyrukları ona asla güvenemeyeceği için, o da uyruklarına asla güvenemez. Bu yüzden, haksızlıkların hepsi, daha az maruz kalındığında daha az incitecekleri için, aynı anda yapılmalıdır; iyilikler ise, tadını daha iyi çıkarabilmek için, azar azar yapılmalıdır. Ve her şeyden önce bir prens uyruklarıyla öyle yaşamalıdır ki, iyi ya da kötü hiçbir olay, hareket tarzını değiştirmesini gerektirmesin; çünkü zor günlerde zorunluluklar baş gösterdiğinde, kötülüğe vaktin olmaz; yaptığın iyilik de işine yaramaz, çünkü zorunlu olarak yaptığın hükmüne varılır ve hiç teşekkür edenin olmaz.
Başkasının güçlenmesinin nedeni olan kişi, kendi yıkımına yol açar; çünkü o güç, ya becerinin ya zor kullanmanın sonucudur ve güçlü hale gelmiş kişi için bu iki nitelik de kuşkuludur.
Koloniler büyük bir harcamayı gerektirmez ve prens hiç harcama yapmadan ya da çok az bir harcamayla koloniler kurup bunları orada tutabilir ve yalnızca yeni yerleşenlere vermek üzere tarlalarını ve evlerini elinden aldıklarını zarara uğratmış olur, ama zarara uğrayan bu kişiler, o devletin çok küçük bir bölümünü oluşturur ve dağınık ve yoksul oldukları için prense asla zarar veremezler; geri kalan herkes, bir yandan zarar görmemiş olur (bu yüzden de, seslerini çıkarmamak zorunda kalacaklardır), öte yandan malları ellerinden alınanların durumuna düşme korkusuyla hata yapmaktan çekinirler. Sonuç olarak şunu belirteyim ki, bu koloniler büyük harcamalar gerektirmezler, daha sadıktırlar ve daha az zorluk çıkarırlar; zarara uğrayanlara gelince, daha önce belirtildiği gibi, yoksul ve dağınık oldukları için tehlike oluşturmazlar. Bu konuda şunu belirtmek gerekir: Ya insanların gönlünü hoş tutmalı ya da onları yok etmelidir; çünkü insanlar uğradıkları küçük zararların öcünü alırlar, ama büyük zararların öcünü alamazlar; bu yüzden, insana verilecek zarar, intikam korkusu olmayacak biçimde olmalıdır. Ama prens orada koloniler yerine asker bulundurursa, devletin bütün gelirlerini savunma için harcamak zorunda kalacağından, çok daha fazla para harcar, böylece kazanç kayba dönüşür. Ve prens çok daha fazla zarara yol açar, çünkü ordusunun ülkenin değişik yerlerinde barınmasından bütün devlet zarar görür; bunun yol açtığı rahatsızlığı herkes hisseder ve herkes prense düşman olur. Üstelik, bunlar prense zarar verebilecek düşmanlardır, çünkü yenilmiş olsalar bile, kendi yurtlarında kalmaktadırlar. Demek ki, her açıdan, böyle bir savunma yararsızdır, koloni kurma ise yararlıdır.