zebercet zengin

zebercet zengin
@zebercet
Hokkabaz
ODTÜ Felsefe Terk- Hukuk Öğrenci
99 okur puanı
Temmuz 2015 tarihinde katıldı
Hartley annesine bütün gün (sabahleyin, bütün gün boyunca, akşamları) “Hiçlik olsaydı! Bütün adamlar, kadınlar, ağaçlar, çimenler, kuşlar, hayvanlar, gökyüzü, yeryüzü hepsi silinseydi ne olurdu: Karanlık ve Soğuk, karanlık ve soğuk olacak hiçbir şey olmasaydı ne olurdu” diye düşündüğünü söylemiş.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kozmosun ihmal edilebilir bir parçası olarak görünsek de bir bütün olarak ona gerçeklik kazandıran şey bilincimizdir. Kimi zaman “katılımcı evren” denilen bu tabloya bakılırsa, gerçeklik kendi kendisini ayakta tutan nedensel bir döngüdür: Dünya bizi yaratır, buna karşılık biz de dünyayı yaratırız. Biraz Proust’un büyük eserini andırıyor: Binlerce sayfa boyunca kahramanın ilerlemesi ve çektiği acılar anlatılır, sonunda kahramanımız okuduğumuz romanı yazmaya karar verir.
Biraz daha ekonomik bir yaratılış mitine, Afrikalı Bantularınkine göre, evrenin bütün içeriği (güneş, yıldızlar, kara, deniz, hayvanlar, balıklar ve insanlar) Bumba adında midesi bulanan bir varlığın ağzından, kelimenin tam anlamıyla kusulmuştur. Dünyanın nasıl ortaya çıktığını açıklayan bir yaratılış miti olmayan kültürler enderdir; ama bilinmiyor da değildir. Böyle kültürlerden biri, eğlenceli bir sapkınlıkları olan Amazon kabilesi Pirahalardır. Antropologlar Piraha kabilesinden insanlara dünyadan önce neyin olduğunu sorduklarında, kabile halkı hiç şaşmaz bir biçimde, “Her zaman böyleydi,”[14] cevabını vermiştir.
Daha önce de söylediğim üzere, varoluş gizeminin püf noktası, “Neden hiçbir şey olmayacağına bir şey var?” sorusunda özetlenmiştir. William James bu soruyu, “Bütün felsefenin en karanlık sorusu”[9] olarak nitelemiştir. İngiliz astrofizikçi Sir Bernard Lovell bu soru üzerine kafa yormanın bireyin zihnini paramparça edebileceğini”[10] gözlemişti.
Hiç kuşkusuz, prensler önlerine çıkan güçlükleri ve engelleri aştıklarında yücelirler; bu yüzden de, talih, özellikle saygınlık kazanmaya bir veliaht prensten daha çok gereksinme duyan yeni bir prensi yüceltmek istediğinde, onun için düşmanlar yaratır ve bu düşmanların ona karşı girişimlerde bulunmasını sağlar ki, bu girişimlerin üstesinden gelme fırsatı olsun ve düşmanlarının ona getirdiği merdivenle daha yükseğe çıksın. Bu yüzden, birçok kişi şu kanıdadır: Bilge bir prens, fırsatını bulduğunda, ona yönelik bir düşmanlığı ustaca beslemelidir ki, o düşmanlığı bastırdığında, bunun bir sonucu olarak büyüklüğü artsın.