Bir davranış sürekli tekrarlanıyorsa, diğer tarafa odaklanmak ve onun davranışı değiştirmesini beklemek kolaydır. Fakat bu tür döngüler diğer tarafı da kapsar. Çocuğunuzla bir davranış döngüsüne girdiyseniz bilin bakalım sorun ne? Siz de devam eden duruma katkıda bulunuyorsunuz.
Alan bizim kendimizle ilişkimiz demekse, yer de diğerleriyle olan ilişkimize işaret edebilir. Alanınız bir başkasınınkine değdiğinde sınırlarınızı keşfeder ve yerinizi bilirsiniz.
Bizim ebeveyn olarak öğrenmemiz gereken, çocuğumuzun gelişme hakkı için savaşmak. Çocuklarımızın her birinin kendine ait biricikliğini yaratması için mücadele etmeliyiz. Onlara herhangi bir kişilik yaftasında bulunmadan, kendi karakterlerini oluşturmalarına izin vermek en iyi hediye. Onları kardeşleriyle kıyaslamadan ve büyük ailenin onları kategorize etmesini ya da etiketlemesine müsaade etmeden büyütmeliyiz.
"Babasının kızı"? Gerçekten mi? Babası mı onun sahibi? Peki bir ergen, yetişkin, eş ya da anne olana kadar babasının olmaya devam mi edecek? Ya da olabilecek mi? Bir de "annesinin oğlu'na bakalım. Bu bir erkek çocuğunun kendilik duygusunu ve erkekliğini nasıl etkiler? İyi niyet ve şefkatle etiketler yapıştırıyor olabiliriz ama bunlar ailelerimizin hayatında büyük bir güce sahip.
"Tıpkı annesi gibi bir düzen hastası olacak." Ne? Böyle bir laneti neden dillendirirsiniz ki? Çocuğunuz yaşamının bir kısmında bir davranışı tekrarladı diye bu yaftayı tüm hayatı boyunca taşımak zorunda olmamalı. Ve aynı şekilde başka birisinin teyze, öğretmen ya da koç yapıştırdığı etiket de onu doğru kılmaz. Çocuklarımızı hayatlarının küçük kesitleriyle yargılamaya ve geniş resimdeki farklı imkânları görmemeye yatkınız.