Tam pes etmek üzere olduğum bir gecede, kafamın içinde verdiğim savaşı zor da olsa kazandım. O gecenin sabahına ben çıktım ama içimdeki kimseyi sağ bırakmadım..
LAVINIA
Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar isteyorsan yalanlar söyleyeyim, Incinirsin.
Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.
Özdemir Asaf
Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.
Edip Cansever
Kavuşmak değildi muradım,
Zira her vuslat
Ayrılığı içinde taşır.
Ben seni,
Ulaşılmayacağını bile bile sevdim;
Çünkü hakikate en yakın yer
İmkânsızlığın tam ortasıydı.
Aklım "olmaz" dedi,
Gönlüm "ol" diye sustu.
Ben sustuğum yerden sevdim seni,
Dile gelmeyen bir dua gibi,
Kabulü beklemeden.
Bilirim,
Her nasip kavuşmak değildir.
Kimi sevda,
Sadece taşımak içindir.
Ben seni,
Elimde değil,
Kaderimde olduğu kadar sevdim.
Ve öğrendim ki,
Bazı aşklar menzile varmak için değil,
Yolda yanmak için verilir.
Eşkiyaların kibar olduğu zamandan
Adamların kadınları müjganından öptüğü sokaklardan
Geçtim büyüyorum ara sıra yalanla
Yazıyorum içimi şu odamda, değiyor başka hayatlara
Başıma binbir bela gelir bu ruhumun yüzünden, Ben onun gönüllü işçisi
Bu devirde söylenir mi böyle yangınlı şiirler?
Ben o geçmişin misafiri...
Yüksekkaldırım’da bir akşam tanır felaketim seni
Başında kasketin senin içinde kasvetin
Cadde-i Kebir gibi yakarlar beni çaresiz
Bakarlar ardımdan çocuklar firari mahkum gibi