Zehra

9/10
·136 syf.··
2021 64. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2021 16:04
Selçuk Baran'dan okuduğum ilk kitap Haziran, onun da yayınlanan ilk kitabıymış. Yazarların ilk kitapları genelde umulanı vermez, geleceğe dair bir şeyler vaat eder belki ama yine de beklentimizi karşılamaz. Fakat Haziran kesinlikle öyle değil, ustaca yazılmış yirmi bir hikayeden oluşuyor. Olayların değil durumların ve karakterlerin hissettiklerinin, iç seslerinin ön planda olduğu hikayeleri seven herkesin hoşuna gidecektir eminim. Süsten uzak, yalın ve sade ama bir o kadar derin cümleler var içinde; yalnızca birkaç cümlenin güzelliğinden ibaret değil tabi ki bütünüyle bakınca başarılı bir anlatımın olduğunu görmek mümkün. Her öykü başlı başına bir insanı, bir dünyayı anlatıyor hem de hiç sıkmadan, sakinlikle ifade ediyor onların iç dünyalarını. Ben özellikle "ceviz ağacına kar yağdı", "kent kırgını" ve "ıslık" hikayelerini çok sevdim. Okurken kimin olduğunu bilmesem, bir yazara ve onun kalemine benzetecek olsam kesinlikle Oğuz Atay derdim; yazarlar biraz olsun kendinden bir şeyler katıyorsa yazdıklarına, Oğuz Atay ve Selçuk Baran'ın ruhu birbirine çok ortak bence. Diğer kitaplarını da keyifle okuyacağımı düşünüyorum. Kitabın son cümleleri belki de kitabın özeti mahiyetinde: "Uyusam, uyusam... Hiç uyanmasam. Çünkü biliyorum, yapacağım hiçbir şey kalmadı artık. Ne kadar yorulsam boş. Ama yeterince yaşanmadan da ölünmüyor ki!"
HaziranSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020594 okunma
Reklam
10/10
·108 syf.··
2021 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2021 18:11
Yazarın ilk kitabı olan muhtelif evhamlar kitabı öykülerden oluşuyor. Aslında birbirlerinden bağımsız öyküler fakat bazıları arasında ufak rastlantılar var. Her biri çok derinlikli ve anlamlı. Çok düşünen, her şeyi ince ince düşünen, varlığını ve yalnızlığını sorgulayan, daima sorgulayan insanların hikayeleri. Melankolik, can sıkan, okurken yer yer sizi daraltan, garip bir huzursuzluk veren kitapları seviyorsanız mutlaka hoşunuza gidecektir. Okuyup kapatması kısa sürüyor ama zihninizden hemen atamıyorsunuz karakterleri, bir süre kafanızın içinde gezinip durmaya, kendilerini hatırlatmaya devam ediyorlar. En güzel cümlelerden biri: "Bütün hatalarımı ve pişmanlıklarımı silecek, başıma gelen her şeyi, sanki ona varmak için yaşamışım gibi haklı gösterecek bir amaca ihtiyacım var."
Muhtelif Evhamlar KitabıÖmür İklim Demir · Yapı Kredi Yayınları · 20239,2bin okunma
9/10
·272 syf.··
2021 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2021 18:46
Dorian Gray'in ressam dostu Basil Hallward, onun bir portresini yapar ve sonrasında portre inanılmaz şeylere sebep olur. Belki de sebep portre değildir, Dorian Gray'in bizzat kendisidir. Nitekim portre ve Dorian ilginç bir dönüşümün içine girecektir. Bu dönüşüme katkısı bulunan diğer kişi Lord Henry'dir. Onu fikirlerinin Dorian üzerindeki etkisi oldukça fazladır. Güzelliğinin farkında olan ve bunu kaybetmemek için elinden gelen her şeyi yapmaya hazır olan Dorian, biten portreyi gördüğünde derin bir hüzne kapılır ve dudaklarından şunlar dökülür: "Ne hazin! Ben yaşlanıp çirkin ve iğrenç bir şey olacağım. Oysa bu portre hep genç kalacak. Yaşı şu haziran gününde sabitlenecek; bir gün bile yaşlanmayacak... Keşke tam tersi olabilseydi! Ben genç kalsaydım da şu resim yaşlansaydı. Bunun için neler vermezdim. Varımı yoğumu verirdim. Ruhumu bile satardım!" İşte bunun devamında adeta sürekli bu sözleri hatırlatacak olaylar zinciri gerçekleşir. Gençlik ve güzellik şu hayatta sahip olduğumuz en mühim şey midir? Güzellik dediğimiz, kötü olan her şeyden arınmış bir kusursuzluğu mu temsil eder? Yoksa gördüğümüz bizi yanıltabilir mi? Bunlar gibi bir çok soruyu peşinde sürükleyen, okudukça sorgulayıp düşündüren muazzam bir roman Dorian Gray'in portresi.
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399bin okunma
10/10
·171 syf.··
2021 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2021 18:46
Hazlar ve Günler, Marcel Proust'la tanışma kitabım oldu. 20'li yaşlarında yazdığı bu hikayelerin kayıp zamanın izinde serisinin habercisi olduğu söyleniyordu, ben de seriye başlamadan önce yazarın diline aşinalık kazanmak için bu kitabı okumaya karar vermiştim. İyi ki okumuşum. Seveceğimi biliyordum ama bu kadar etkileneceğimi tahmin etmezdim, her hikayede çok naif çok derin ifadeler vardı. Her biri hayatımızda çokça karşılaştığımız duygular fakat bu kadar derinlikli bir şekilde bu kadar şiirsel bir dille anlatılmış olması inanılmaz bir okuma keyfi sunuyor. Tanıştığım her karakterde kendimden izler bulup uzun uzun düşündüm, onlarla dertlendim diyebilirim. Özellikle Baldassare Silvande'ın ölümü, Madame de Breyves'in melankolik tatili ve bir genç kızın itirafı hikayeleri çok güzeldi, uzunca bir süre aklımdan çıkmayacaklarına eminim. Henüz Marcel Proust'la tanışmamış olanların mutlaka bir şans vermesini tavsiye ederim.
Hazlar ve GünlerMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20201,750 okunma