Zehra Selimoğlu

Puan vermedi·72 syf.··
2026 21. kitabı
İtalyan yazar Maria Stella Rossi tarafından kaleme alınan ve Melaike Hüseyin tarafından çevrilen Değersiz Kadınlar, kadınların hayatlarından kesitler sunan bir öykü kitabı. Bir insana, bir kadına toplum tarafından biçilen değerin nesnelliğini sorgulatan, sadece bir insanın, bir kadının değil her anlamın 'ötekiler' tarafından belirleniyor olmasına ince göndermeler yapan bir eser. Bence en güzel tarafı hiçbir cümlede en küçük bir abartıya ihtiyaç duymadan yazılmış olması. Desenleri farklı tabaklarla servis edilmiş bisküvi tatlısı gibi. Sade ve doğal. Kitabın en çekici tarafı takdir edersiniz ki; kitabın isminin ağırlığı ile kapaktaki kadının masumiyetinin insanın zihninindeki çarpışma anı. Öykülerin içine girdikçe bu ilk anın dağılacağına, kaybolacağına dair bir endişem vardı çünkü böyle güçlü kapaklar bazen metnin önüne geçebilir. Fakat bu kitapta tam tersi bir durum oldu sayfalar ilerledikçe kapaktaki kadın öykülerde karşılaştığım kadınların yüzüne dönüşümeye başladı. Hele 15. Sayfada, bir beşikten söz ederken; "Bu mütevazı mobilya parçasının çok hüzünlü bir hikâyesi vardır. Başında onu taşıyan köylü kadın, peşinde dolaşan bir keçi ile yanında küçük bir kutu sarı ekmek ve peynirle bütün gün çalışmış ve ancak sonunda eve dönüp ortalığı toplayıp, duraksamadan iş yaptığı sırada ölen çocuğu için bastırılmış tüm acısını haykırabilmişti." satırlarını okuduğumda, Karadeniz'de çay toplarken doğum yapan, yaylaya giderken yolda doğuran kadınların hikayelerini düşündüm; kadının her coğrafyada acı çekmeye mahkum oluşunun gerçekliği ile yüzleştim. Rossi'nin hikayelerine dokunduğu kadınlar birbirinden farklı gibi görünse de hepsinin ortak bir noktası var: "Görülmemek" Bir anda 'DAN' diye gelen her türlü olayda insan hazırlıksız dahi olsa başına gelenin büyük bir olay olduğunu
Değersiz KadınlarMaria Stella Rossi · Paspartu Yayınları · 20255 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bu mütevazı mobilya parçasının çok hüzünlü bir hikâyesi vardır. Başında onu taşıyan köylü kadın, peşinde dolaşan bir keçi ile yanında küçük bir kutu sarı ekmek ve peynirle bütün gün çalışmış ve ancak sonunda eve dönüp ortalığı toplayıp, duraksamadan iş yaptığı sırada ölen çocuğu için bastırılmış tüm acısını haykırabilmişti.
Sayfa 15 - Paspartu Yayınları/İtalyanca aslından çeviren:Melaike Hüseyin·Kitabı okudu
Kapkaranlık bir acı geçmede titreyerek içimden yakınmadan, iniltisizce...
Sayfa 47 - Remzi Kitapevi
«Aydınlat, aydınlat! Görüneyim yıldızlarda. Yıkılıyorum çünkü.»
Sayfa 99 - Remzi Kitapevi
gerçek varlık için ölçü olarak,önünde bir melek görünür bu melek bir tanrı elçisi değildir ve bunun yalnız kalmış insanla bir ilgisi yoktur. Ama insan, onu, ancak gerçek varlığın başladığı sınıra gelince sezebilir. Onu bulmak için yapılan çabalamada ancak bir yol vardır: Kendininkini meleğin üstün gücüyle ölçmek.
Sayfa 98 - Remzi Kitapevi