eksik hep orada, hepimizde, yaşamımızın her anında. o eksiğin ruhumuzda açmış olduğu gediği doldurmaya çalışarak yaşıyoruz. bazen bundan bir başkasını sorumlu tutarak, bazen o gediği bir başkasındaki bir "fazla" ile kapatmaya çalışarak. başaramıyoruz tabii ki, ama iyi de oluyor; böylece başkalarıyla ilişki kurmayı beceriyoruz. hiçbir eksiğimiz olmasaydı başkalarına ne ihtiyacımız olurdu ki? yani kısacası, eksiklerimiz sayesinde toplumsal varlıklarız biz. ama bu, eksiğin bize acı vermesini, huzursuz etmesini engellemeyecek. eksik doldurulamaz, kapatılamaz, kamufle bile edilemez. marifet eksikle birlikle yaşamasını öğrenmekte.