eğer diğer insanın yaşam deneyimi derin, kişiliği sınırsız ise, onu hiçbir zaman yakından tanımak mümkün olmaz. ve aradaki barikatları yıkma mucizesi her gün yeniden tekrarlanır. fakat insanların çoğu, başkalarının kişiliklerini kendi kişiliği gibi kısa zamanda tanır ve tüketir.
insanın duyduğu ana gereksinim olan başkasıyla kaynaşıp kendi yalnızlığının hapishanesinden kurtulma isteği, insana özgü bir başka istekle, "insanın sırrını" çözmekle iç içedir. yaşam salt biyolojik yanıyla kendisi ve diğer insanlar için çözümsüz bir sır olarak kalmaktadır. kendimizi tanıyoruz, harcadığımız tüm çabalara karşın kendimizi tanımıyoruz. yoldaşımızı tanıyoruz, ama yine de onu tanımıyoruz çünkü biz bir eşya değiliz, arkadaşımız bir eşya değil.
...sırrı öğrenebilmenin bir diğer yolu sevgidir. sevgi bir başka insanın etkin bir şekilde içine girmektir, böylece öğrenme isteğimiz bir olmayla yatıştırılır. iç içe geçip kaynaşma ediminde ben seni bilirim, kendimi de bilirim, herkesi bilirim ve hiçbir şeyi "bilmem". düşünerek ulaştığımız herhangi bir bilgiyle değil, insanların yaşayanlar hakkında bilgi edinebilecekleri tek yolla -bir olma deneyimiyle- bilebilirim.
birçok kişi, topluma ayak uydurma gereksiniminin farkına bile varmaz. bunlar, kendi özgür düşüncelerini ve eğilimlerini gerçekleştirdikleri, bireyci oldukları ve düşüncelerine kendi başlarına düşünerek ulaştıkları -ve çoğunluğun düşüncelerinin kendi düşünceleriyle aynı olmasının bir rastlantı olduğu- düşüyle yaşarlar.