insan belli bir yaşa gelip de geçmişine dönüp baktığında, yaptığı saçmalıkları değil, yapmaktan kaçmış olduğu olası saçmalıkları hatırlıyor. yapsaydım nasıl olurdu acaba sorusunun cevabını bilememenin merakıyla.
fizikçi eddington "çoğu zaman "bir"i incelemeyi tanımladığımızda "iki"ye ilişkin her şeyi bildiğimize inanırız, çünkü iki, "bir ve bir"dir. ne var ki, böyle düşündüğümüzde "ve"yi henüz incelememiş olduğumuzu unuturuz" diye yazmıştı.
hangi düşünce yalnız bizimdir? bir şeyi bir başkası bizden önce söylediği zaman, onun başka birinden yararlanmadığı söylenebilir mi? nasıl söylenebilir? nasıl düşünülebilir böyle bir şey?
kendi sınırlarını, aklının sınırlarını açınsayacak önce, saptayacak, bunu yaparken bu sınırların ötesine geçmeye çalışacak. geçecek belki de, bu sınırlar kesin değil, biliyor. bu sınırları genişletmek, bu sınırları kırmaya çalışmak, insan için ileriye götüren tek yol olsa gerek. bilgiyi, bilgeliği artırmak, tanrıyı tanımada ilerlemek, bu değil mi? bu yol bitmez herhalde. insan ölür, o yolun bir yerinde kalır.