bana göre hayat, bir dizi rastlantı ve bizim o rastlantılarla birlikte nasıl varolduğumuz ya da olmadığımız. önce günaydın, sonra biraz haz, biraz acı, biraz aşk, biraz hayal kırıklığı, biraz sıcaklık, biraz yalnızlık, biraz boyun eğme, biraz başkaldırı ve ardından iyi geceler. düş gücü ve tutkuları engellenmişler için ise hayat, çocukken oynadığımız oyunların büyüyünce izin verilmeyen oyunsuzluğu.
atom-altı düzeyde madde belirli bir yerde kesin biçimde var olmaz, varolma eğilimi gösterir. atomik olaylar da belirli zamanlarda ve belirli şekillerde kesin bir biçimde oluşmaz, oluşma eğilimi gösterirler. dolayısıyla atom-altı parçacıkların kendi başlarına hiçbir anlamı yoktur. bir başka deyişle, aslolan şeyler değil, şeyler arasındaki bağlantılardır ve bu bağlantılar ağı sürüp gider.
...atom-altı parçacıklar gibi bizlerin de soyutlanmış bireyler olarak bir varlığımız olamaz. ancak aramızdaki bağların içinde var olabilir, farkedilebilir, kendimizi farkedebiliriz.
birbirimizi ancak yaşantılar içinde tanıyabiliriz.
...birileri hakkında bilgi edinerek onları tanıyacağına inanmak ya da kendiyle ilgili bilgi sunarak yakınlık beklemek, insanları imgeye dönüştürerek algılama tuzağını da beraberinde getirebiliyor.