freud'un travma ile olay arasında doğrudan bir bağıntı bulunmadığında ısrarcı olduğu gayet iyi bilinmektedir. aynı olayı birçok özne yaşayabilir. ama sadece bazıları bununla bağlantılı bir travma geliştirecektir. diğer yandan olay fiilen hiç gerçekleşmemiş olsa da travma oluşabilir. travma ile olay arasındaki bağlantıyı inceleyen freud, özne için en travmatik şeyini bir olayın fiilen meydana gelmesi değil öznenin bunu öngörmemiş olması ve hazırlıksızlığı olduğuna işaret eder.
hiçbir sır olmaması ve ebeveynlerin çocuklarına her şeyi anlatması gerektiği veya travmanın söze dökülebileceği fikri, her şeyi anlatmanın mümkün olduğu yanılsamasından doğmaktadır.
sırlar konusunda psikanaliz şu düstura bel bağlar: bütün olan biteni söylemek, her şeyi anlatmak değildir. yaşanan olayları, dramları ve travmaları istediğimiz kadar söze dökmeye çalışalım, söylemeye niyetlendiğimiz şeyin satır aralarında konuşan bilinçdışını kontrol edemeyiz.
aşka hasredilen kişisel gelişim kitaplarındaki artışa baktığımızda, aşkın bugün bilhassa kaygı uyandırdığı ve insanların bu kaygıyı yatıştırmak için envai çeşit rehberlik aradığı apaçık hale geliyor. günümüz tüketim toplumunda partner arayışı yeni bir araba alma mantığına benzer bir mantık izliyor: önce piyasada kapsamlı bir araştırma yapmak, sonra arzu edilen nesnenin tüm özelliklerini gözden geçirmek; evlilik öncesi anlaşmayla kendini garantiye almak, belli bir süre sonra eskisini yenisiyle değiştirmek veya kavga gürültüyü azaltmak için kısa dönemli bir kiralama yolunu seçmek gerekiyor.