Bir alışkanlığın başlangıcı görünmez bir iplik gibidir, ama o hareketi her tekrarlayışımızda ipliği sağlamlaştırırız, ona bir elyaf daha ekleriz, sonunda kapkalın bir kablo olur, düşünce ve hareketlerimizi geri dönülmez biçimde bağlar.
Alman düşünür Arthur Schopenhauer’in dediği gibi, tüm gerçekler üç adımda gelirler.
Önce alay edilir.
İkinci olarak, şiddetle karşı çıkılır.
Son olarak, zaten belli olan bir şey, denir ve kabul edilir.
Herhangi bir şeyle ilgili yeterince sorgulama yaparsanız, sonunda o şeyden kuşkulanmaya başlarsınız. Bunlara hiç kuşkusuz, kesinlikle inandığınız şeyler de dahildir.
İkide bir "gerçekçi olalım" diyen insanların çoğu, aslında korku içinde yaşamaktadırlar, yeniden hayal kırıklığına uğramaktan çok korkmaktadırlar. O korkudan ötürü, kendilerini kararsızlığa iten inançlar geliştirirler, tüm güçlerini kullanmaz, tüm ellerinden geleni yapmazlar, sonunda da sınırlı sonuçlar alırlar.