"Yüksek zekâ seviyesi insanı asosyal yapar." Arthur Schopenhauer
Toplumsal bir uzlaşı masasında bu soruyu ortaya atsanız, herkes hemen modern birer filozof kesilip "Aman efendim, ne münasebet, tabii ki herkes eşittir, her iki cinsiyet de kendi içinde birer cevherdir" diyecektir. Politik doğruculuğun o pembe bulutları ardına saklanıp günü kurtarmak en kolayıdır çünkü. Ama gelin, o kibar masayı ve teorik eşitlik masallarını bir kenara bırakıp işin mutfağına, yani genetiğin o acımasız ve alaycı laboratuvarına inelim. Hemen her köşe başında "Erkekler mi daha üstün, kadınlar mı?" diye fırtınalar koparan, dünyayı kendisinin yönettiğini sanan o mağrur erkek aklına küçük bir genetik vizite kağıdı uzatmak gerekiyor. Bir erkek olarak aynaya bakıp "Ben ne kadar muazzam bir zekaya, ne mühendislik harikası analitik düşünme yeteneğine sahibim" diye övünürken, aslında arkanda çalışan o devasa kütüphanenin tapusunun kime ait olduğunu unutuyorsun. Seni sen yapan, o çok güvendiğin zihnini ilmek ilmek dokuyan, felsefe yapmanı, dünyayı anlamlandırmasını ve hatta "Ben mi üstünüm yoksa kadınlar mı?" gibi derin bir varoluşsal soruyu bile sorabilmeni sağlayan o muazzam zeka genleri, sana babanın kahramanlık hikayelerinden miras kalmadı. O dâhilik pırıltılarını, analitik zekanın o koruyucu zırhını, tamamen annenin sana cömertçe devrettiği o devasa X kromozomu kütüphanesine borçlusun. Yani o büyük ve mağrur beyninin mimarı, doğduğun gün sana o şifreyi fısıldayan kadındır. Peki, o her fırsatta gururla göğsünü kabartan, soyu sopu devam ettirmekle övünen babanın bu muazzam entelektüel şatoya katkısı neydi dersiniz? Bilimsel olarak konuşursak, koca bir hiçlikten hallice. Babanın sana büyük bir lütufla devrettiği, nesiller boyu taşımakla gurur duyduğun o cüce Y kromozomu ve onun içindeki SRY şifresi, seni bir dahi ya da bir bilge yapmadı. O minik paket, anne
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yapay zekâ puştu
Trump ilgili harika bir görsel hazırlayacaktım engel koydu hahaha
Başlangıç.
Merhaba, bu platformda yeniyim. Her kitap benim için başka bir hayat. Bu zamana kadar okuduğum her kitapta muhakkak kendimden bir parça buldum. Belli bir tarzım yok, seçici değilim. Bir insan kitap yazabiliyorsa, duygularını, düşüncelerini yazabiliyorsa orda emek vardır. Kitap duygudur, sanattır, hayal gücüdür. Ben de bu uygulamada okuduğum kitaplardan kendimi bulduğum, bana anlamlı gelen alıntıları, beğendiğim şiirleri, bazen duygu ve düşüncelerimi paylaşacağım. Bazen hayatımızda bizi seven, yanımızda olan insanlar bulunsa da bizi anlayanı bulmak her zaman mümkün değil. Bazen bir şiirde, bazen bir kitabın satırlarında, bir yazıda kendimizi buluyoruz. Ben de onlardan biriyim. Umarım güzel paylaşımlar olur. 🤍
Duygu ve Düşünce
Zeka seksiliği diye bir gerçek var şimdi
1000Kitap