Bazı kitaplar vardır kesin olarak söyleyebiliriz ki kitaba başladığınız ilk anla kitabı bitirdiğiniz anda aynı kişi değilizdir.. Körlük tam anlamıyla bunu hissettiğim bir kitap oldu benim için. Körlük metaforu üzerinden insanlar olarak yaşadığımız sistemleri, ilkel hallerimizi, sahip olabileceğimiz en değerli şeylerden biri olan gözlerini kaybeden bir insanlığı,insanoğlunun en karanlık yönlerini gozler onune seren bir saheser. Bu kitabı dünyaca pandemi yasadığımız bir durumda okuduğumda cok çok daha fazla etkilendim.. Bazı sahnelerde dünya olarak pandemiyi ilk karşılaştığımız zamanlarda verdiğimiz tepkiler gözlerimde canlandı.. Jose Saramago bu tepkileri o kadar gerçekçi anlatmış ki. Benim icin hem kavramları , hem hayatı,yasam tarzlarımızı sorgulatan bir kitap oldu. Bununla birlikte kitapta tüm insanlığın aslında gördüğü halde görmeyen körlerden oluştuğu eleştirisi her sayfada zihinlerimize düşüyor.. Pandeminin de etkisiyle son sayfalara geldiğimde gözyaşlarına boğuldum ve kitabı tüm gerçekçiliğiyle insanı anlatan bu dünyadan "gördüğü halde göremeyen sistemlerimize " dönmek hiç istemedim. Ayrıca kitap bana Yunus Emre'nin de hep bahsettiği gibi tasavvufdaki "görmek" ile "bakmak" kavramlarının anlamlarını düşündürdü. Görmek kavramı tasavvuf kültürümüzde farkına varmak ve gafletten uyanmak anlamlarıyla kullanılır. Kitap da sadece bakan ama görmeyen yaşamlarımızı sorgulatıyor bence körlük metaforuyla. Çok etkilendiğim ve hafızama kazanan bir kitap oldu Körlük.