Kendi öz yurdumda ben miyim garip?
Beni bir köşeye atan utansın.
Eğilmiyor diye,kurdu hor görüp,
İti el üstünde tutan utansın! .
Oğlumuz sokağa itiliyorken,
Ve kanına zehir katılıyorken,
Yolda kızlarımız satılıyorken,
Yatağında rahat yatan utansın!
Ne canım mühimdi,ne de rahatım,
Ne kanım kıymetli,ne de hayatım,
Ne bedelim vardı,ne de fiyatım,
Beni üç kuruşa satan utansın!
Ben asiydim,ıslah edemezlerdi.
Kurtların üstüne gidemezlerdi,
Böyle koyun gibi güdemezlerdi,
Beni bu sürüye katan utansın!
Namusumuza el uzatan varsa,
Böyle durur muyduk,dünyalar dursa,
Şu bayrak yerlerde çiğneniyorsa, Ali Kınık
Ayağa kalkmayan vatan utansın
“Bu devri yıkmayan vatan utansın! ..”
Diyelim ki,
Biz öldük, siz kaldınız.
Diyelim ki,
Kurudu ormanlar, nehirler, yuvalarında kuşlar.
Diyelim ki,
Ateş olup küller üfürdünüz memlekete.
Baktınız,
Kalmamış yakacak tek bir ağaç,
Sönmeyen ocak,
Akacak tek damla gözyaşı.
Sonra..?
Geçip ortasına ölümün düğün mü kuracaksınız..?
Diyelim ki kurdunuz,
Külden ağaçlar,
Uçmayan kuşlar,
Ağıtlar,
Bu ziftli yaslar sarmışken toprağı
mutlu mu olacaksınız..?
Bize nasip bunca kalp ağrısından
size tatlı huzurlar kalır mı dersiniz..?
YAZIK..!!!
Davaya ibadet diye diye, toprağına ihanet edensiniz.
Lakin unutmaz toprak..!!!
Bakın göreceksiniz..
Yakan,
Yıkan,
Bozan,
Ölüm saçan ellerinizden ayırmayın gözünüzü.
Onlar boğacak sizi.
Yavaş ve acı içinde kesilecek nefesiniz,
"Duvarı yıkacak gücüm yoksa, onu yıkmak için kendimi paralayacak halim yok tabii ki, fakat önümde duvar var diye ona boyun eğecek de değilim."
Fyodor Dostoyevski