Tanıdığı kimselere büyük bir nezaketle gülümser; henüz tanıştırılmadığı insanlara ise pek soğuk davranırdı. Tanıştırılır tanıştırılmaz soğuk tavrı bir gülümsemeye çevrilir ve tanıştığı insan da artık her zaman için karşısında gülümsemeye hak kazanmış olurdu.
Denetim odaklı kalıplayan kültürün en büyük sıkıntısı burada başlar. Hayatı belirli bir noktada dondurup, "Çözüm budur," der ve herkese bu çözümü dayatarak devam etmeye çalışır. Farklı düşünüp konuşanları duymaz dinlemez, irtibarsızlaştırır ya da hapse atar. Toplum için iyi bir gelecek çıkmaz oradan.
Danimarka veya İsveç gibi Kuzey Avrupa ülkeleri ile Libya ya da Irak gibi Ortadoğu ülkelerini mukayese et. İnsanın birey olarak gelişmesine saygılı olan kültürlere sahip toplumlarda gelişim görürsün, devrim göremezsin. Her aile içinde, her kurum içinde genel olarak toplumda gerginlikler oluşur, tartışılır ve yeni kararlar alınır ama askerî darbeler ya da devrimler olmaz. Neden? Gelişerek değişen bireyler aileleri, kurumları, yönetimleri ve sonuçta toplumu değişime götürür.