*HİCRÎ SENE - 1* *Hicrî Sene, Hazret-i Ömer zamanında kabul edildi* Peygamberimizin "aleyhissalâtü vesselâm" Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye hicretinin başlangıç kabul edildiği târih, sene. Ayın hareketi esas tutulduğu için buna, *"Hicrî Kamerî Sene",* "Sene-i Kameriyye" de denir. Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm 53 yaşındayken Allahü teâlânın izni ile Medîne'ye hicret etti. Rebîulevvel ayının birinci Perşembe günü öğleden sonra Ebû Bekr-i Sıddîk'ın evinden berâberce çıkarak Mekke'nin 5,5 km güneydoğu tarafında bulunan Sevr Dağındaki mağaraya geldiler. Mağarada 3 gece kalıp, Pazartesi gecesi ayrıldılar. Bir hafta yolculuk yapıp efrencî (mîlâdî) Eylül ayının 20. ve Rebîülevvel'in 8. Pazartesi günü, Medîne yakınındaki Kubâ köyüne vardılar. Kubâ köyüne ayak bastığı 20 Eylül günü Müslümanların yılbaşısı, yâni hicrî sene başlangıcıdır. 20 Eylül gününü başlangıç kabul eden güneş yılına da *"Hicrî Şemsî Yıl"* denir. Araplar, İbrâhim aleyhisselâmdan beri Arabî aylarını kullanmışlardır. İslâmiyetten önce Fil Vak'asını başlangıç kabul etmişler ve seneleri buna göre saymaya başlamışlardı. Hicretle berâber başlangıç değişmiş ve her senedeki en mühim hâdisenin ismi ile anılmaya başlamıştı (izin yılı, emir yılı, zelzele yılı, vedâ yılı vs.). Fakat bu şekildeki tatbikat bâzı târih karıştırmalarına sebeb olduğu için, halîfe Hazret-i Ömer "radıyallahü anh" zamânında, hicretin on yedinci yılında alınan bir kararla hicretin olduğu sene birinci sene olmak ve o senenin Muharrem ayı başlangıç kabul edilmek sûretiyle bu târih tesbit edildi. İşte hicrî kamerî târih bu târihtir. Osmanlı Devletince devamlı kullanılan hicrî sene, Cumhûriyet döneminde bir kânunla kaldırılarak yerine Avrupalıların kullandığı mîlâdî sene kabul edilmiştir. -devamı var- *Huzur
Alıntı
Kurabiye
İstanbul'da tifüs, memlekette zelzele, dışarıda harp, ben sana aşığım. 1972 senesinin 21 Haziran'ının gece yarısından sonra saat üçbuçukta uyanık, beyaz şimşeklerin çaktığı yağmurlu bir gecenin sana tebliği:
Alıntı
Reklam
1000Kitap
"İstanbul'da tifüs, memlekette zelzele, dışarda harp, ben sana âşığım…" #alıntı
1000Kitap
YALNIZLIK _ GeceResepsiyonisti
Ah içimde ki derin , boğucu yalnızlık. Düşman mısın dost musun bilemedim. Acıdan acıya attında şükür dedirttin. Bambaşka bir şehirde gurbetteyim. Ne dşye benimle gelen tek şey sensin. Mutluluğu haram kıldın bana nedir garezin. Aşık olmak isterim sen çıkarsın karşıma Gülüp eğlenmek isterim sen ağlatırsın Söylesene dost musun yoksa düşman mı? Katilim olacaksan söyle bileyim . Yalnızlık ahh.. benim vazgeçilmez yarim.. Boynum bükülür bir aşk gördüğümde İçimde bir yara tekrar kanamaya başlar O zamanlarda çıka gelmezsin de sen Mutluluğuma gölge gibi düşmeyi bilirsin. Bir sabah güneşi gibiydi benim hayatım Ne diye gün batımı gibi çaresiz kıldın İnşa etmeye çalıştığım her seferde Zelzele olup başıma yıkan sen değil misin? Benim kadim dostum en büyük düşmanım.
Şiir
İstanbul'da tifüs, memlekette zelzele, dışarıda harp, ben sana âşığım... Sait Faik Abasıyanık
Şiir
İstanbul'da tifüs, memlekette zelzele, dışarıda harp, ben sana aşığım...
Alıntı
Reklam
Reklam