“Ama artık umudu kırılmış, arkadaşlarıyla dünyaları ayrılmıştı; halktan, yani karşı konmaz, kural ve kurama sığmaz, önüne geleni ezip geçen o müthiş güçten ürküyordu şimdi. İçinde uyanan tiksinti, incelenen beğenilerinin verdiği sıkıntı, varlığını ağır ağır bir üst sınıfa yükseltmiş, onu yavaş yavaş halktan koparmıştı.”
Bu korkunç sıkıntı daha dikbaşlı yapıyordu onları, köşeye kıstırılmış av hayvanları gibi, gömüldükleri çukurdan çıkmaktansa, geberip gitmeyi göze alıyorlardı. Kim cesaret edebilirdi boyun eğmekten söz etmeye?
Yoksulluklarının dayanılmaz adaletsizliğine karşın, eylem saati gelip çattığında, kan koca yine soydan gelen kaderciliğin etkisinde kalıyor, yarın korkusuyla boynu bükük yaşamaya razı oluyorlardı.