Oldukça etkileyici bir anlatı. Cengiz Aytmatov'dan okuduğum, keşke daha önceden okumuş olsaydım dediğim bir kitap. Daha ilk sayfalardan karakterler oturuyor. Okumaya yeni başlamış birinin "İlk başları sıkıcıydı ama.." şeklinde bir cümle kuracağını sanmıyorum. O kadar samimi gelen bir anlatım var ki olaylara bağlı olarak yer yer çok zoruma giden, üzen, kızdıran ya da keyif veren yerler oldu. Ayrıca anlatım da oldukça güçlü, olaylar gözümün önünde oluyor da ben o an görünmez bir şekilde kenarda onları izliyordum gibi hissettim çok sefer. Bozkır insanı, Kazak halkı hakkında hoş bilgiler mevcut içerisinde.
Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse;
Ay secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse…
Asıl mesele de bu işte. Zaman ne kadar geçerse geçsin, bazı konularda hiçbir şeyi değiştirmez. Elinden malını mülkünü, varını yoğunu alsalar, bundan ölmezsin. Bunları yine edinebilirsin. Ama senin onurunu kırarlar, ruhunu öldürürlerse, işte buna çare yoktur.