Yeni başlayacağım bir kitap bakalım ne derece güzelliklerle dolu. Bana göre her kitap bir yaşanmışlık belirtisidir hiç değilse bilinç altında bir yaşanmışlık
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201933,9bin okunma
---Kitabı okuyanlar ve okumak isteyenler için sakıncalı paylaşım---
Türkçenin kelimeleri ve kurallarının yerlerde süründüğü kitap. Yüklemi sonda bulunan tek bir cümle bile yok. Ha bire yüklem başta kullanılınca sanat mı olmuş oluyor? Bazı cümleleri, anlatmak istediklerini gerçekten anlamadım. İki üç kez okumam gerekti. Bir de ben '' Aşk'' denilen olgunun bu kadar basit yazılamayacağını,bu tarz kitaplar yüzünden de pazara düşüp ticari bir metaya dönüştüğünü düşünüyorum. Yazar kitapta ben acı çekiyorum, ölüyorum, bitiyorum diye resmen bağrınıyor. Belki ben bunca derdim içinde, başkasının ''aşk'' acısı derdine ortak olmak istemiyorum? İlk sıcak ayaz kitabını okumuştum, o günden bu güne kalemini hiç geliştiremedi, geliştiremediği gibi de kısır döngülere düşmeye başladı. Kendini tüketti. Bence artık birikim yapıp ondan sonra yazmaya devam eder ise kendisine ve okuyucularına iyilik eder. Birde ben terkedildikten sonra yataklara düşen evlerden çıkmayan erkek tiplemesinden pek hoşlanmıyorum. Sanki dünyanın en büyük derdi ''sevgili''ymiş gibi. 2 ay boyunca buna üzülüp, yataklardan çıkamayacağına, git araba ezmiş bir kedi için otur ağla daha mantıklı. Belkide böyle giden sevgililerin ardından gazeller düzülmesinden pek hoşlanmıyorum. Benim romantizmi algılama ve tanımlama şeklim daha farklı. Kitap benim için duygusallık değil buram buram acizlik kokuyor.
''sana gelecek oluyorum, deniz tutuyor'' yani nasıl bir söz bu ne çıkarmam lazım. Deniz kolundan bacaklarından tutup, sevgiliye gitmeye mi izin vermiyor. Sevgiliye varmak için deniz ulaşımı mı kullanmalı, vapur mu çarpıyor. Yani öyleyse köprüyü, marmarayı filan kullan ne diyeyim Acayip...
''Bir daha karşıma çıkma! ya ezip geçerim, ya güler geçerim...'' gibi komik komik beylik laflar var.
''Bir gün hayat ''kırdığı'' yerden
Canın SağolsunSerkan Özel · Destek Yayınları · 2014770 okunma
Arkadaslar toplanın bir maruzatım var. Gördüğüm kadarıyla sizlerin de var.
Bazı arkadaşlar, özellikle acemi( yani yeni olanlar) paylaşımda bulunurken, özellikle de kitap incelemelerinde çok alakasız, sacma ve bana göre hem okurlara hem kitaplara h de yazarlara karşı saygısız ve seviyesiz davranıyorlar. Buna dikkat etmek gerek burayı diger sitelere benzetmemek gerek. Bu konuda çok duyarlı olup her gördüğünü uyaran arkadaşlar var onlara çok teşekkür ediyorum. Ben eleştirirken çözüm üretilmesi taraftarıyımdır, o yüzden benim çözüm önerim şu;
Yeni kaydolan arkadaşların paylaşım yapabilmesi için belli kıstaslar getirilebilir.
Örneğin şu kadar kitap okuyan ve siteye en az bir ya da iki ay kayıtlı olanlar inceleme yapabilmeli vs.
Not: bazı arkadaşlar kızabilir , özgürlüklerin bu kadar sınırlandığı bir ülkede bari burası özgür kalsın diye. O arkadaşları seviyorum ben de kısıtlamalardan haz etmiyorum, fikirlerinizi bekliyorum :) ( ve evet tabi özgürlükler başkasına zarar vermemeli ;)
Her şeyden bağımsız gerçekten etkileyici bir kitaptı. Şimdi bu kitabı önyargılarla okumaya başlarsanız belki de çok fazla tat alamayabilirsiniz. Ben okumaya başladığımda çok fazla bilgiye sahip değildim açıkcası. O yüzden hem okuması, hem tahlil etmesi daha bir kolay oldu. Dili çok akıcı olduğundan dolayı da hiç sıkılmadan rahatça okuyabilirsiniz.
Spoiler içerebilir.
Şimdi gelellim konusuna.
Hayatı sırf askerlik olan bir adamın düşüncelerinden dolayı (Beğenirsin veya beğenmezsin -ki o düşünceler çokta uzakta değil anlatılan o dönemin şartlarında)
askerlikten atılması, yargılama olmadan peşinen vatan haini ilan edilmesi vs. mahkeme sonucunda da beraat etmesi.
Şu bölümde adalet sisteminin çarpıklığına güzel atıfta bulunuyor
"Aynı suç, aynı sanık, aynı yargıçlar, aynı kanun kitabı ve önce idam sonra beraat. Burada mahkeme ilk önce suçlu buluyor sonra yargıtaydan dönüyor bu sefer beraat veriliyor. Bu ne yaman çelişki dedirtiyor. Ki bu duruma günümüzde de sıkça rastlıyoruz
Eşine de değinmek gerekiyor burada. Öğretmen olan eşi Ayşe, eşinin bu yaşadığı durumlardan dolayı mesleğinden oluyor ve 3 yıllık mücadelesi sonunda mesleğine geri dönüyor. Tabi o süre zarfında kendisinin hiçbir suçu olmadığı halde mesleğinden olması acı bir durum.
Burada da bir olayın sadece kişinin kendisini değil ailesini ve çevresini de nasıl etkilediğini görebiliyorsunuz.
Tüm hayatı askerlik olan adamın bundan sonra -kitabın isminden de yola çıkarak- adeta bir ruh gibi yaşaması geliyor. Eşi onu sosyal hayatın içine sokmaya çalışsa da açıkcası çok başarılı olamıyor. Sonrasında eşinin öğrencilerinden biri ile tanışıyor ve hayatı ondan sonra farklı bir yol alıyor.
Yasak aşktan suçlu bulunması ve mecazi olarak mahkemeye çıkması, o mahkemede yaşananları oradaymışsınız gibi yaşıyorsunuz. Aşırı derecede