zeok

“Var mı içinizde, hem gülebilen ve hem de yükselmiş birisi? En yüksek dağlara çıkan, güler tüm yas oyunlarına ve yas ciddiyetlerine. Bu gülenlerin tacını, bu gül çelengi tacı: size atıyorum kardeşlerim! Gülmeyi kutsadım ben; daha yüce insanlar, öğrenin gülmeyi!”
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Herkesin okumayı öğrenebilmesi, zamanla yalnızca yazmayı değil, düşünmeyi de bozar.
Tüm toprağı, her şeyi saran sessizlik insanın içine doluyordu. İnsanda en arı, en ince düşünceler de böyle anlarda doğuyor sanki; ama bunlar örümcek ağı gibi saydam, uçucu, ele geçmez, söze dökülmez şeyler oluyor. Bu düşünceler insanın ruhunu üzüntüden yakıp tutuşturarak, onu aynı anda hem yatıştırıp hem de rahatsız ederek, kayan yıldızlar gibi bi an parlayıp kayboluyorlardı ve ruh kaynayıp eriyor, hayatımız boyunca koruyacağı kesin biçimini alıyor, kişiliği oluşuyordu.
Sayfa 139·Kitabı okudu
Hüzün ve sevinç, insanların içinde yan yana,neredeyse birbirinden ayrılmayacak gibidir; fark edilmesi zor, akıl almaz bir hızla birbirlerinin yerini alırlar.
Sayfa 44·Kitabı okudu
O günler içinde büyüyüverdim sanki, özel birtakım duygular gelişti içimde. O günden sonra tedirgin edici bir dikkat gelişti bende insanlara karşı; benimle ilgili olsun olmasın her türlü acı, aşağılama karşısında duyarsız kalamıyordum, sanki yüreğimin derisi soyuluyordu.