Kehribar Geçidi – Kitap İncelemesi
Tarih, bize anlatıldığı gibi hafızalarda yer eder; fakat neyin doğru, neyin yanlış olduğunu ayırt edebilmek, sezgilere ve olaylara bizzat tanıklık etmiş insanların anlatılarına kulak vermeye bağlıdır. Bu ayrımı yapabilmek için iyi bir gözlemci, dikkatli bir okuyucu ve dürüst bir insan olmak gerekir.
”Her kader kendi mürekkebiyle yazılır.”
”Kehribar Geçidi”, insanların uyanması için bir kapı, insanoğlunun hiç değişmediğini gösteren bir rehberdir. Değişimin yalnızca insanın kendi içinde mümkün olduğu düşüncesiyle yazılmış, öğretici ve özellikle düşündürücü bir eser.
Yedi güzel adam ve onların sadık koruyucusu Kehribar (köpek), bir mağarada uyuyan ve uyandıklarında 309 yılın geçtiğini öğrenen yedi yolcudur. Ancak zaman, onlar için sanki havada asılı kalmış gibidir—dünya şekil değiştirmiştir belki ama düşünceler, kaygılar ve arayışlar aynı kalmıştır.
”Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter”
Bir sikkenin yüzyıllar içinde elden ele geçmesi… Platon’un orijinal yazmasının bir aşka vesile olması… Bir kandilcinin yaktığı her ateşin geleceğe ışık taşıması… Bir şiirin, insanlığa sevginin gücünü fısıldaması…
”Aklı başında şair yoktu aklı başında aşık olmadığı gibi.”
Ve en önemlisi: bir peygamberin çilesinin, anlatmak istediği Allah inancının, 309 yıl geçmesine rağmen hâlâ tam anlamıyla anlaşılamamış olması… İşte bu, insanlık adına en büyük acıdır.
Nazan Bekiroğlu, tarihi olayları kuru bir bilgi gibi anlatmak yerine, hikâyeyle iç içe geçirerek okura düşündürücü bir zemin hazırlıyor. Roma’nın ihtişamı, zulmü, adaleti ve çöküşü; günümüz insanının hâlâ değişmeyen zaaflarına çok iyi bir ayna tutuyor. Bazı şeylerin ne kadar zaman geçerse geçsin değişmediğini, aslında hep aynı insanlık hâlleriyle yaşadığımızı gösteriyor bize. Bu