Dikkat spoiler içerir!
Saramago'dan okuduğum 2. Kitap. Yazım tekniği, konuları tamamen kendine has ve çok özel, düşündürücü. Kitabın başlarında kahkaha atarken, sonradan yer yer mide bulantısı, kitaba devam edemeyip kapatma isteği yaşadım. Müthiş bir yazar. Tek bir olumsuz eleştirim olacak, o da, neden doktorun karısı kör olmadı? Bu körlüğün nedeni neydi ve neden bir anda gelip bir anda gitti? Bu hiçbir yere bağlanmamış. Onun haricinde kitaba bayıldım. Çok özgün.
Özetlemek gerekirse;
Bir adam bir gün trafikte sebepsiz yere beyaz bir körlük yaşıyor. Sonra göz doktoruna gidiyor. Göz doktoru dahil karşılaştığı herkese bu körlüğü bulaştırıyor. Tüm ülke kör oluyor sadece göz doktorunun karısı görüyor. Dünya öyle bir kaosa sürükleniyor ki, doktorun karısı kör olmayı diliyor bu kaosu görmemek için. Artık insanların yollarda köpekler tarafından yendiği aşamaya gelince, doktorun karısının dayanacak gücünün kalmadığı anda birinci kör görmeye başlıyor. Ve sırayla herkesin gözü açılıyor. Okurken ben de, "artık daha kötü ne olabilir, bu kadın nasıl dayanıyor bunlara, ben olsam ne yapardım, nasıl dayanırdım?" düşünceleriyle boğuşmaya başladım. Midemin kaldıramadığı yerde neyse ki körlük bitmeye başladı. Bu pisliği nasıl temizleyecekler acaba diye merak ederken kitap bitti.
Kitap aslında tamamen sembolik anlamlar taşıyor. Şuan görenler, ne kadar görüyor? Ne kadar görmek istiyor? Görmek istemeyen zaten hiçbir şeyi görmüyor.
Bu yazarın diğer kitaplarında görüşmek üzere.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,7bin okunma
Edebiyatı o kadar özlemişim ki, nefes gibi geldi. Tek üzüldüğüm konu, şiirin az olmasıydı. Bence edebiyatın en önemli yapı taşı şiirdir. Ve yabancı edebiyatçılardan daha çok bahsedilmesini isterdim.