Albert Camus'u çok duydum, çok duyduğum için korktum. Beklediğimin tam tersi oldu, çok şaşırdım, çok beğendim. Kafamda kurduğum Albert Camus gibi anlaşılmaz, melankolik değildi, tam tersine umudu, sevgiyi anlatan ve çok rahat anlaşılabilir bir yazardı.
Kitap tam da bu dönemde okunacak bir eser. 1940'larda modern sayılabilecek bir dönemde yaşanan bir veba salgını, karantinalar, ölümler, ateş, umutsuzluk, ticaretin, turizmin, ekonominin çöküşü, bezginlik, korku, yalıtılmışlık. O kadar ortak yanı vardı ki bu salgın dönemiyle, utanmasam adamın müneccim olduğunu düşünecektim hatta hatta bu dönemde parmağı olduğunu. O kadar aynı şeyler yaşıyoruz. Gece sokağa çıkma yasağı da geldi şimdi tam olduk. Maskeler mi desem, siyasilerin sayıları gizlemesi mi desem. Hastalığın başladığı dönem bile aynı. Aynı işte ya. İnşallah bitişi de aynı olur.
Sevgiye, sevgiliye duyulan özlemin ayrı kaldıkça artması çok güzel işlenmiş. Her bir sayfası beni çok etkiledi.
Çok beğendim. Neden 9 verdim bilmiyorum, belki trajik olaylar yüzündendir, belki şuanki umutsuzluğum yüzündendir. Belki de sondaki söz yüzündedir. "Veba uyuyor, her an uyanmaya hazır şekilde hep yanımızda yöremizde. Bir mutlu anımızı kolluyor gelmek için. "
Korona günlerinde okunması gereken müthiş bir eser kısaca.