Teodora’nın eli, Jüstinyen’in avucundaydı. Dünyanın kötülüklerinden korunmak için imparatorun kudretli avucuna sığınan bir kuş gibi. Ama kimin kime sığındığı belirsizdi. Teodora sokaklardan geliyordu. Sokaklar, Roma devletinin yüksek terbiyesiyle büyüyen bir imparatorun öğreneceğinden çok çok daha fazlasını öğretmişti ona. Teodora olmasaydı Jüstinyen olmazdı. Jüstinyen olmasaydı ne Roma yeniden altın çağını yaşayabilir, ne de Konstantinopolis küllerinden doğabilirdi.
Tanrı, İmparator’a bakıyordu. Onur anıydı, kudret günü, övgü zamanı. Hüzün vardı Tanrı’nın bakışlarında; ezilenler için duyduğu keder, kaybedenlerin üzüntüsü. Bir eli kılıcındaydı İmparator’un, bir eli atının dizginlerinde, yüzünde çocuksu bir sevinç. Bir eli çarmıhın sağ yanına çivilenmişti Tanrı’nın, öteki eli sol yanına. Yüzünde derin bir hayal kırıklığı.