Dün yaşananları aklımdan bir türlü çıkarıp atamıyor, gözlerimi kapatıp tekrar tekrar hayalini kuruyordum. Bir akşam nasıl hem böylesine hüzünlü hem de böylesine mutlu hissettirebilirdi? Onu kapının önünde küçük bir çocuk misali burnunu çeke çeke ağlarken bulduğumda nasıl oluyordu da ormanlarla çevrili Skyrea'da nefessiz kaldığımı hissederken, ela gözlerine baktığımda tüm evrene karşı gelebilecekmişcesine cesur hissediyordum kendimi?
"Hep buradaydım," dedim onu sakinleştirmek istercesine. Yanlız olmadığını hissetsin istiyordum. Onun ağlaması bile göğsümün tam ortasında bir kara delik varmış da o karanlık beni her gün daha fazla yutuyormuş gibi hissettirirken yanlız ağlamasına dayanamazdım.
Her daim naif, sevecen bir ifade vardı yüzünde, hatta uyurken bile. Güldüğünde ayrık dişlerini görmeyi çok severdim. İnsanlar ona kusur derdi, o ise her daim gururla gözler önüne sererdi onları. Hayır güzel sensin Capella, diye geçirdim içimden.