“Onunla konuşup şartlar koşabilirdim ama yapmadım. Çünkü artık buna inancım kalmamıştı; 22 aydır beraber yaşadık ama o beni hiç anlamadı, ben onu pek güzel anladım. Benim dertlerim ona masal geliyordu.”
“Babam böyle bir adam olsaydı, anam ne yapardı diye kendi kendime sordum. Belki katlanır, otururdu. Ben de katlanıp oturabilecek miyim? Günlerce bunu düşündüm. Katlanamayacağım. Böyle bir adamın karısı olmak bana ağır geliyordu.”
Hayri bunu (karakterli bir kadın profilini yani) beklemiyormuş, beni şımartacak şeyler yapmak istedi. Hiç kendimi bozmadım. Kocamla aramda -biraz güçlükle- bir utanç, bir saygı payı bıraktım.
“Ben o kadınlardan değilim ki evin büyüğü ben olacağım diye tutturup türlü akılsızlıklarla ağzımın tadını kaçırayım. Her eve bir baş ister, o baş da erkek olur. Yaradılışın töresi böyledir!”
“Ben bir öğretmen olduğum, birçok çocuğu bir arada gördüğüm için, baba evinde alınan iyi bir terbiyenin değerini, belki başkalarından biraz da çok bilirim. Bildiğim için de bu yeni evi açarken ona göre hazırlandım.”